(2004 S. K. m. 72) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartı ile yaptığı harcamaları süresinde geri ödemediğini, hakkında icra takibine girişildiğini, 4077 sayılı yasaya 4822 sayılı yasa ile eklenen geçici 1. maddesinden faydalanmak için bankaya yaptığı müracaatından sonuç alamadığını ileri sürerek, davalıya olan gerçek borcunun tespitini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davalı bankaya olan toplam borcunun 28.3.2003 tarihi itibariyle 9.399.857.627 TL. olarak tespitine ve aylık ödemelerinin 738.321.052 TL. olarak tespitine, icra ve yargılama giderlerinin, vekalet ücreti, vergi ve fon giderleri gibi borcun ferilerinin ise ayrıca talep etmekte davalının muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık % 50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık % 50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda, davacının 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce, davalı bankanın gönderdiği 16.8.2001 tarihli ihtarnamenin tebliği ile temerrüde düştüğü, davalı bankanın 19.10.2001 tarihinde icra takibine giriştiği, davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için 25.3.2003 tarihinde davalı bankaya başvurduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor alınarak, 16.8.2001 tarihli ihtarnamenin davacıya tebliğ tarihi araştırılarak temerrüdünün gerçekleştiği tarihten, 25.3.2003 tarihli ihtarının bankaya ulaştığı tarihe kadar asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa yıllık %50 faiz uygulandıktan sonra Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, Avukatlık Ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisi borca ilave etmek, bankaca başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerde varsa, BK. 84. maddesi nazara alınarak, ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki anaparadan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit taksite bölünmelidir. Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy