(818 S. K. m. 84, 101) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Lütfi Yıldırım geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, ödeyemedikleri kredi kartı borcunu ödeyememeleri nedeniyle yapılan icra takibinde, işleyen faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerinden bu kısım için borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiş, bilahare 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile bu yasadan faydalanmak için başvurduklarından borcun tespitini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda, davacıların kredi kartı borcunu ödeyememeleri nedeniyle davalı bankanın gönderdiği 12.06.2000 günlü ihtarla davacıların hesabı 11.05.2000 tarihi itibariyle toplam 2.019.000.000 TL üzerinden hesabı kat edilmiştir. Hesap katına ilişkin ihtar 27.06.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, verilen 24 saatlik sürede gözetildiğinde davacılar 29.06.2000 tarihi itibariyle temerrüde düşmüşlerdir. Davacılar hakkında 5.11.2000 tarihinde işleyen faizle birlikte toplam 4.015.791.000 TL toplam alacak için takibe geçilmiş, işleyen faiz oranı %207, takipten itibaren ise %166 olarak gösterilmiştir. Davacıların takibe, faiz yönünden itirazı nedeniyle açılan itirazın iptali davasında davacılar 14.04.2003 tarihinde 4822 sayılı yasaya göre borcun tespiti için yasal sürede başvuruda bulundukları taraflar arasında ihtilaflı değildir. Mahkeme gerekçesinde davacılara, davalı bankaca gönderilen ödeme planına rağmen davacıların taksitleri yatırmadığı ve bu suretle 4822 sayılı yasadan yararlanamayacakları gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de, davacılara ödeme planı gönderildiğine ilişkin bir belge dosya bulunmamaktadır. Kaldı ki, davacıların süresinde yaptıkları başvuru neticesinde, davalı bankanın ödeme planına tebliğine rağmen uymadıkları belirlense bile, ihtilaflı bir borcu yasaya göre tespiti talep edildiğinden, mahkemece yaptırılarak bilirkişi incelemesi sonucu 4822 sayılı yasa kapsamında belirlenecek borcun kapsamı, davalı bankanın gönderdiği ödeme planından daha az miktarda çıktığı ve ödeme planına uyulmadığı taktirde davacıların 4822 sayılı yasadan faydalandırılması şeklinde değil, davalı bankanın belirlediği ve doğruluğu mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmiş olan ödeme planının infazına olanak tanıyan şekilde hüküm kurulması icap eder. Mahkemece, az yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek borcun 4822 sayılı yasa kapsamında tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 17.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy