(1086 S. K. m. 67/2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı H.H. Özkahraman gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya 4485 dolar borç para verdiğini, davalının borcunu ödemediğini, takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının kendisinden aldığı borç parayı ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 20.11.2003 tarihli ilk kararla; davacının davalıya borç para verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı kararı temyiz ederken davadan feragat ettiğini bildirmiş olmakla dairemizce davacının feragati hakkında işlem yapılmasının gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak davanın feragat nedeniyle reddine, 4485 doların takip tarihindeki karşılığı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İ.İ.K.nun 67/2. maddesi uyarınca icra takibinde bulunan alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi için, alacaklının icra takibinde haksız olmasının yanı sıra aynı zamanda kötü niyetli olması da zorunludur. Başka bir deyişle alacaklı kötü niyetli değilse veya bu husus ispat edilemiyorsa alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda davacı, davalıya banka havale dekontu vasıtasıyla gönderdiği paraya dayanarak icra takibinde bulunmuş olup, davacının takipte kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, dosya kapsamından da davacının kötü niyetli olduğu anlaşılamamaktadır. Bu itibarla davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün iki numaralı bendinin bütünüyle karardan çıkartılarak yerine aynen (yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy