(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya bir dubleks daire sattığını karşılığında 8 adet otomobil aldığını, bu otomobillerden 4 adedini satıp bedelini iade etmesi için davalı ve davalının sahibi bulunduğu dava dışı Seskır otomotiv A.Ş.ne teslim ettiğini, bedellerinin ödenmediğini, Seskır Otomotiv A.Ş.ne karşı takip başlatıp, itirazın iptali davası açtığını, bu davanın husumetten reddedildiğini, bunun üzerine davalıya karşı icra takibinde bulunduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava dışı Seskır A.Ş.nin temsilcisi olduğu, bu şirket hakkında başlatılan icra takibi itibariyle davalının da temerrüde düştüğü kabul edilmek ve bu tarih itibariyle işlemiş faiz hesabı yapılmak suretiyle 26.115.200.000 TL. asıl olacak ve 18.432.878.685 TL. işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının yöneticisi bulunduğu dava dışı Seskır Otomotiv A.Ş. ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, bu şirket hakkında icra takibi başlattığı tarih itibariyle davalının da temerrüde düşürülmüş sayılacağının kabulüne yasal olanak bulunmamaktadır. Davalı bu şirketin ayrı bir kişiliğe sahip olup, borçta kendisine ait bir borçtur. Hal böyle olunca davalı kendisine gönderilen 10 gün süreli 28.3.2003 tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren ihtarnamede öngörülen 10 günlük sürenin dolmasıyla birlikte BK. 101/1 maddesi hükmünce temerrüde düşmüş sayılır. Ne var ki davalı temyiz dilekçesinde ihtarname tarihi olan 28.3.2003 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü kabul ettiğinden işlemiş faiz yönünden 28.3.2003 tarihi esas alınıp, buna göre hesaplama yapılması gerekir. Mahkemenin bu hususu gözetmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması da gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi mümkün nitelikte bulunması yeterli olup, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir, durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İcra İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Açıklanan bu yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına, üçüncü bentte belirtilen nedenle de davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy