(818 S. K. m. 390)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı murisi H. Öcal' dan kalan taşınmazlardaki iştirak halinin çözülmesi işlerini takip etmek üzere davalıya 19.02.1993 tarihinde vekaletname verdiğini, davalının bu vekaletnameyi kötüye kullanarak 203 parsel sayılı taşınmazı 10.12.1996 tarihinde çok düşük bedelle kayınpederine satış vaadinde bulunduğunu, açtığı tapu iptali tescil davasının ise murisinden intikal eden 5/6 hisse yönünden reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5/6 hisse bedeli 6.000.000.000 TL' sinin davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının rızası ile vekaletle alınan satış ve ferağ yetkisine dayanarak işlem yaptığını, davacı yurtdışında olduğu için satış bedelini tevdi mahalli tayini kararı gereğince yatırdığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne 5.935.000.000 TL' sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının, davacının miras yolu ile hissedarı olduğu taşınmazdaki bu hisselerini dava dışı 3. şahsa satışını vaad ettiği ve ferağa icbar davası ile davacıya ait 5/6 hissenin 3. şahsın mülkiyetine geçtiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı, davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, satış yetkisi olmadığı halde taşınmazı sattığını savunmuş ise de vekaletname de satış yetkisi bulunmaktadır. Vekil vekalet görevini iyi bir suretle ifa ile yükümlüdür. (BK. md. 390/2) vekilin hesap verme yükümlülüğü ve 3. kişiden aldığı bedeli vekil edene verme ve yükümlülüklerine aykırı davranması halinde müvekkilinin bu yüzden uğradığı zararı tazmin etme yükümlülüğü de vardır. İade yükümlülüğünün tespitinde, taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı tarihteki gerçek değeri esas alınmalıdır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında satış tarihi itibariyle belirlenen bedeller arasında çelişki bulunduğuna göre bu konuda yeniden keşif yapılarak gerçek rayiç değeri belirlenmeli, davalı tarafından tevdi mahalline yatırılan bedel de gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy