(4077 S. K. m. 6/C)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı şirketin elemanlarının yat gezisine davet ederek tanıtımları sonucu, 31.7.1997 tarihli 99 yıl süreli devre tatil sözleşmesinin imzalandığını, kendisine cayma belgesi verilmediğini, tesislerden hiç faydalanmadıklarını, üyelik kartının verilmediğini, bu şekilde davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirip, bu nedenlerle sözleşmenin feshine, ödediği 1550 doların iadesine, davalı nezdinde kalan bonoların iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satışın kapıdan satış olmadığını, süresinde sözleşmeyi fesih hakkını kullanmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı satıcının, alıcıya cayma belgesi vermediğinden davacının her zaman için sözleşmeden cayabileceği gerekçesi ile sözleşmenin feshine, davacının ödediği 1500 doların tahsiline ve 1833 dolar bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, 31.7.1997 tarihinde düzenlenen 100 yıl süreli devre tatil sözleşmesinde, davacının 3400 dolar ödeyeceği, bunun 32 dolarının peşin ödendiği, kalan bedelden 108 doların 17.8.1997 tarihinde ve 17.9.1997 tarihinden itibaren her ay 141 dolar olmak üzere 23 ay ödeneceği ve her ödeme için senet düzenlendiğinin belirtildiği, davacının toplam 1550 doları ödediği anlaşılmaktadır. Davacı cayma belgesinin verilmediğinden bahisle 14.6.2002 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi fesih ettiğini bildirip, 23.10.2002 tarihinde de bu davayı açmıştır. Sözleşmenin yapıldığı 31.7.1997 tarihinden, fesih ihtarının gönderildiği tarihe kadar 5 yıla yakın bir süre geçmiş olup, davacının ödemesi gereken borcunun büyük bir kısmını ödediği nazara alındığında, satış sözleşmesinin davacı tarafça benimsendiğinin kabulü gerekir. Bu kadar uzun bir süre geçtikten, borcun büyük bir kısmı ödenip, az bir kısmı kaldıktan sonra, cayma belgesi verilmediğine dayanılarak sözleşmenin feshini istemek iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Öte yandan davacı, tatil hakkını kullanmak için müracaat ettiğini ve tatil hakkından faydalandırılmadığını ve bu konuda davalıyı temerrüde düşürdüğünü de, her hangi bir belge ve delil ibraz ederek isbat edememiştir. Mahkemece açıklanan bu hususlar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy