(818 S. K. m. 463)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı Y., trafikte adına kayıtlı Renault Laguna aracı diğer davacı H.'ye haricen satıp teslim ettiğini, davacı H. tarafından aracın davalı T-koç Ltd. Şti'nin işlettiği otoparka bırakıldığı ve park halinde iken, davalı E.'ye ait diğer davalı G.'nin sürücüsü olduğu otobüs tarafından çarpılarak aracın hasarlanmasına neden olduklarını ileri sürerek, zarar toplamı 1.972.786.000 TL'nın faizi ile davalılardan müteselsilen ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı şirket, davacının aracını kapalı otoparka park edip kilitleyip gittiğini, şirketin kusurunun bulunmadığını ileri sürmüş, davalı E. duruşmaya gelmemiş, diğer davalı G.'ye de çıkarılan tebligat bila tebliğ iade edilmiştir.
Mahkemece, davalı G. hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, masrafların yapıldığı faturaların davacı Yahya Yıldız adına bulunduğundan davacı H.'nin davacı sıfatı bulunmadığından davacı H.'nin davasının reddine, hasar bedeli 1.420.000.000 TL'nin faizi ile davalı E. den alınıp davacı Y.'ye verilmesine, davalı T-koç şirketinin kusuru bulunmadığından şirket hakkındaki davanın da husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı Y.'nin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Y. adına kayıtlı diğer davacı H.'nin kullanımında olan aracın davalı şirket tarafından işletilen kapalı otoparka bırakıldığı ve park halinde iken aracın hasarlandığı tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekline göre, davacı H. ile davalı T-koç şirketi arasında dava konusu aracın şirkete ait garaja bırakılması konusunda bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edilmelidir. Davacıların ileri sürdüğü ve davalının da kısmen kabul ettiği olgulara göre, davacıların tazminat isteminin temeli; BK'nın 463. maddesinde tanımlanan vedia sözleşmesine dayanmaktadır. BK 463. maddesi hükmüne göre: (...vedia, bir akıttır ki onunla müstevdi, mudi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder...) Ücret şart edilmedikçe veya hal, müstevdiin ücrete intizarını icap etmedikçe, müstevdi ücret isteyemez. Başka bir değişle saklama bir sözleşmedir ki, onunla saklayıcı, saklatanca kendisine bırakılan taşınır bir malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girer. Davacılar, bu davasında davalı şirketin sözleşmenin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranması nedeniyle oluşan zararını istemiştir. Davalı şirket, (işyeri sahibi) kendisine güvenerek gelen müşterilerini her türlü tehlikeye karşı korumak üzere gerekli güvenlik önlemlerini almak zorunda olup, bunu yapmadığı, takdirde meydana gelen zarardan sorumludur. Yani davalı şirket, üzerine düşen tüm dikkat ve itinayı gösterse dahi, bu hasarın meydana geleceğini ispat etmediği takdirde meydana gelen zararı ödemekle yükümlüdür. Aracın zilyedi olarak emaneten kullanırken davacı H. araç malikine karşı da sorumlu olduğundan, davalı E. ile akidi davalı T-koç şirketi hasar bedelinden dolayı davacı H.'ye karşı sorumludurlar. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile davacı H.'nin dava hakkı bulunmadığından dolayı davasının reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı Y.'nın temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı H. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy