(818 S. K. m. 101) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki 4822 sayılı yasaya göre borcun saptanması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımı sonucu oluşan borcunu ödeyemediğini, davalının gönderdiği 2.3.2003 tarihli yazı ile kendisini temerrüde düşürdüğünü, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için süresi içerisinde davalıya başvurduğunu, yapılan taksitlendirmenin doğru olmadığını ileri sürerek gerçek borcunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davacının davalıya 1.935.904.952 TL. borçlu olduğunun tespitine, bu paranın 161.325.412 TL.lik taksitler halinde 12 taksitte ödenmesine, 16.7.2003, 21.8.2003 ve 15.9.2003 tarihlerinde taksitler halinde ödenen 177'şer milyon TL.nın mahsubuna karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davalı bankanın gönderdiği 2.3.2003 tarihli kişiye özel başlıklı yazı ile davacının temerrüde düşürüldüğü davacının da kabulündedir. Hal böyle olunca öncelikle bu yazının davacıya tebliğ edildiği tarih saptanmalı, tebliğ tarihi saptanamıyor ise bu yazının 2.3.2003 gününde davacıya tebliğ edildiği kabul edilmeli, anılan yazı ile davacıya bir haftalık süre verildiğinden bu süre tebliğ tarihinden sonraki süreye, tebliğ tarihinin saptanamaması halinde 2.3.2003 tarihine ilave edilmeli, böylece temerrüt tarihi saptandıktan sonra asıl borca temerrüt tarihine kadar akti faiz, bu tarihten davacının davalıya başvurduğu tarihe kadar 4822 sayılı yasada öngörülen %50 faiz uygulanmak suretiyle davalı bankaya başvurduğu tarih itibariyle borç miktarı belirlenmeli, belirlenen bu miktara BSMV ve varsa davalının davacının kendisine başvurduğu tarihten önceki tarihte yaptığı masraflarda eklenmek suretiyle borç ve alacak durumu bilirkişiden alınacak ek bir raporla belirlenmeli sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemenin açıklanan bu yönlerde inceleme ve araştırma yapmaksızın yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirlenen nedenlerle temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy