(818 S. K. m. 84) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı banka, kredi kartı borcunu ödemeyen davalılar hakkında icra takibi yaptığını, davalıların itiraz ettiklerini öne sürerek, haksız itirazın iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kredi borcunun 1.577.557.000 TL olduğunun tespitine, bu miktar için yapılan takibe itirazın kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı Bedri Melek tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Bedri Melek'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı Bedri Melek, davacı bankanın kredi kartı borçlusu, sair davalı Semih Turanlı ise kefilidir. Davalı Bedri Melek'in kredi kartı kullanım sebebiyle son harcaması 20.6.2001 tarihi olup, borç hiç ödenmemiştir. Davacı banka tarafından 1 yıl geçtikten sonra 24.6.2002 gününde sözleşme feshedilerek hesap kat edilmiştir. Davacı banka hesap kat gününden 1 yıl süre geçtikten sonra bu kez 31.7.2003 gününde icra takibinde bulunmuştur. Bankanın hesap kat gününden sonrası ve icra takip gününden önceki 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi yürürlüğe girmiş, borçlu tarafından da yasanın belirlediği sürede 28.3.2003 gününde yasadan faydalanmak için başvuruda bulunulmuştur. İşte bunun üzerine bankaca bir hesaplama yapılmış, borçluya bildirilmiş olduğuna göre davacı banka davalıyı 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalandırmayı kabul etmiştir. Bankaca tahsilat buna göre yapılması gerekirken, icra takibine girişilmiştir. Durum böyle olunca her ne kadar davacı banka tarafından itirazın iptali ve takibin devamı biçiminde bir dava açılmış ise de taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4822 s. kanunun geçici 1. maddesine göre çözmek gerekir. Borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi sebebiyle bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki anaparadan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Bu halde davaya itirazın iptali ve takibin devamı biçiminde devam olunamaz. Açıklanan ilke ve yöntemle borç tespit edilerek 12 eşit taksit halinde taksitlendirilmesi gerekirken, mahkemece aksi düşünce ile yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir. Öte yandan inkar tazminatına hükmedilmesi de bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan gerekçe ile davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent sebebiyle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy