(4722 S. K. m. 1, 10) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1998 yılında evlendiği davalıdan Gümüşhane asliye Hukuk mahkemesinin 13.7.2001 gün ve 2000/182 esas, 2001/137 karar sayılı ve 5.9.2001 tarihinde kesinleşen ilamı ile boşandıklarını ileri sürerek evlilik birliği içerisinde edindikleri mallara ilişkin katkı payının tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Aile Mahkemesi sıfatı ile işin esasına girilerek taraflar arasında mal ayrılığı rejimi olduğundan sözleşme ile ayrı bir mal rejimi de kararlaştırılmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunun 1. maddesinde belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği ve yapılan değişikliklerden önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olayda hangi kanun yürürlükte ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Türk Medeni Kanununun mal rejimi ile ilgili hükümlerinde değişiklik yapan 4721 sayılı kanun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu dava ise 15.7.2002 tarihinde açılmıştır. 18.1.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerine dair kanunun 4. maddesinde Aile Mahkemelerine MK.nun 2. kitabında yazılı dava ve işleri bakmakla görevli kılmış ise de MK.nun 2. kitabında eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesine ilişkin hükümler yer almış olup, eşlerden birinin tasfiye isteyebilmesi için evlilik birliğinin ölüm, boşanma veya iptal sebebiyle sona ermiş olması veya tarafların bir sözleşme ile yeni bir mal rejimi seçmiş olmaları gerekmektedir. Oysa somut olayda mahkemenin de kabulünde olduğu gibi boşanma ilamının kesinleştiği tarihte 743 sayılı kanun hükümlerinin yürürlükte olduğu gibi 4722 sayılı Türk Medeni kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 10. maddesine göre de taraflar sözleşme ile yeni bir mal rejimine de geçmiş değillerdir. Böyle olunca uyuşmazlık MK.nun istihkak ve BK. hükümlerine göre çözümleneceğinden davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davaya Aile mahkemesi bakmaya görevli olmadığından Aile Mahkemesi göreviyle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemenin işin esasına girmeden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davanın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafça temyiz edilen hükmün ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 30.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy