(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, kendilerinin adlarına kayıtlı telefonların davalı kooperatif merkezine bağlanıp burada kullanıldığını, kooperatif başkanının değişmesi sonucu düzenlenen devir teslim tutanağından bu telefonlara ait borcunun belirlendiğini ancak davalı kooperatifin telefon borcunu ödememesi nedeniyle dava dışı Türk Telekom A.Ş.'ce kendileri aleyhine takip yaptığını, bunun üzerine kendilerinde davalı aleyhine icra takibinde bulunduklarını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemişlerdir.
Davalı, telefonların davacılara ait olduğunun doğru olduğunu, devir teslim tutanağında büro telefonu tabiri kullanıldığını, telefonların kullanımı hususunda davacılarla bir sözleşme yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacılar ile davalı arasında telefonun kullanımı hususunda bir sözleşme bulunmadığı teslim tutanağında büro telefonu tabiri kullanıldığı için büroya ait olabileceği düşüncesi ile imzalandığı, davalının telefon borcunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu telefonların davacılar adına kayıtlı olduğu ve davalı kooperatif tarafından kullanıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kooperatifin önceki başkanı ile yeni başkanı arasında düzenlenen devir teslim tutanağında her ne kadar büro telefonu tabiri kullanılmış ise de dava konusu telefonların son dört rakamları yapılmak suretiyle belirlenen borcun bu telefonlara ait olduğunun kabul edildiğinde kuşku bulunmamaktadır. Aboneliği davacı adına olan telefonların davalı kooperatif tarafından büro telefona olarak kullanıldığı kooperatif yetkililerince de benimsendiği gibi, aksine bir kararlaştırma yapılmadığı sürece, kooperatifin telefonları kendiişleri için kullanması nedeniyle doğan borçtan sorumlu tutulması zorunludur.
Böyle bir sözleşme bulunmadığı halde telefonların tahakkuk eden borcundan davalının sorumlu olmadığının kabul edilmesi durumunda davalı kooperatif haksız olarak zenginleşmiş olacaktır ki bu durumun kabulü de olanaklı değildir. Mahkemece değinilen bu hususlar gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı düşüncelerle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy