(1086 S. K. m. 292)
Dava : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Cavit Ö. ile davalı vekili avukat Osman Eryılmaz'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait taşınmazı haricen 6.5.1993 tarihinde 5.000.000.000 TL. ödeyerek satın aldığını, davalının devir için kendisine aynı tarihli vekaletname verdiğini, ancak davalı aleyhine açılan tapu iptali tescil davası sonucu tapunun iptal edildiğini ileri sürerek ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaşacağı alım gücünün 50.000.000.000 TL. nın 6.5.1993 TL.'dan faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile taşınmaz alım satım ilişkisinin olmadığını, davacıya verdiği vekaletle satın alınan taşınmaz için tapu iptali tescil davası açılanca satanlara iade etmek amacı ile davacı talebi ile yeniden vekaletname verildiğini, 1 yıllık dava açma süresinin de geçtiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 6.5.1993 tarihli ibraname de ödenen bedelin belli olmadığına ve bu nedenle denkleştirici adalet ilkesinin uygulanamayacağına dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dayandığı 6.5.1993 tarihli ibranamede davaya konu teşkil eden Çeşme ilçesi Ovacık Köyü 377 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hissesinin tamamının Menduh Karataş'a 6.5.1993 tarihli vekaletname ile satıp parasının tamamının alındığının yazılı olduğu görülmektedir. Davacı bu ibranameye dayanarak 5.000.000.000 TL. olarak ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkelerine göre kendisine ödetilmesini istemektedir. Davalı vekili ise ibraname altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını içeriği hakkında da beyanda bulunacağını bildirmiştir. Yerel mahkeme ibranamede herhangi bir bedel yazılmadığı için denkleştirici adalete göre talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Oysa ibranamede satış bedelinin miktarı belirtilmemekle birlikte, satış parasının alındığı açık ve belirgindir. İbranamedeki imzanın davalıya ait olduğunun tespiti halinde tapu dışı satış ayni hak yönünden geçersiz ise de, satış bedelinin verildiğine ilişkin davalı aleyhine yazılı beyyine başlangıcı teşkil eder. Önce ibraname aslının davacı tarafından dosyaya ibraz ettirilmesi sonrasında davalının tatbike medar imzaları ile mahkemece davalı istiktap olunarak HUMK. 308 ve devamı maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılması imzaların davalıya ait olduğunun belirlenmesi halinde taşınmazın sözleşme ile satıldığı tarihteki satış bedelinin belirlenmesi için taraf tanıkların dinlenmeli gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı belirlenen bu miktarın denkleştirici adalet ilkelerine göre akdin imkansız hale geldiği davalı adına olan tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihteki ulaştığı değer belirlenerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davlıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.7.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy