(818 S. K. m. 535, 538)
Taraflar arasındaki adi ortaklığın feshi-tasfiye davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalılar ile 30.9.2001 gününde madencilik, nakliye, hafriyat ve bilumum taahhüt işleri yapmak üzere Adem madencilik Sanayi Ticaret unvanı ile adi ortaklık kurduklarını, o günden beri işin başında durmadığı gibi davalılarca kendisine bilgi de verilmediğini, kısa zaman önce vergi borçlarının olduğunu öğrendiğini ileri sürerek, şirket hesaplarının bilirkişi marifetiyle incelenerek ortaklığın fesih ve tasfiyesine geriye doğru 5 senelik kar payı olarak şimdilik 500.000.000 TL.nın hesap dönemlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının bütün ihtiyaçlarının adi ortaklık tarafından karşılandığını, adi ortaklığın madencilik işi yapıp kömür çıkartıldığını, defterler incelendiğinde, SSK, maliye ve çalışanlara tazminat borçlarının olduğunun anlaşılacağını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın borca batık olduğunun anlaşıldığından bahisle adi ortaklığın feshine ortaklığın mal varlığının tasfiyesi hususunda taraf vekillerinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında ileri sürüldüğü biçimde bir adi ortaklığın varlığı iki tarafın da kabulündedir. Davalıların bu adi ortaklığın idareci ortakları olduğu da tarafların iddia ve savunmalarından anlaşılmaktadır. İdareci ortağın her yıl en az 1 defa hesap verme mecburiyeti kanun hükmü gereğidir. İdareci ortak konumundaki davalıların, davacıya hesap vermediği açık ve belirgindir. Yerel mahkeme davalıların ibraz ettikleri defter kayıtlarına dayanarak adi ortaklığın borçlu olduğunu belirttikten sonra, tasfiye işini taraf vekillerine bırakması BK.nun 538. v.d. maddelerine aykırıdır. Fesih ve tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Mahkemece öncelikle adi ortaklığın aktif ve pasifinin belirlenmesi lazımdır. Var olduğu belirlenen vergi borcunun hangi döneme ait olduğu, ne nedenle oluştuğu araştırılmamıştır. Vergi mevzuatına göre vergilerin tarh ve tahakkuku beyan esasına göre yapılmaktadır. Zarar eden bir kuruma vergi tahakkuk ettirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Hal böyle olunca, konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla davacının iddia ettiği döneme ait olarak adi ortaklığın ne miktar kömür istihsal ettiği ve bundan ne kadar gelir elde edebileceği yönleri üzerinde araştırma yapılarak, davalılar tarafından ibraz edilen defterler dışında bütün veriler de değerlendirilerek kar paylarının belirlenmesi gerekir. Adi ortaklığın ne biçimde sona erdirileceği BK.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. BK.nun 535/7. maddesi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne biçimde tasfiye edileceği de karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin BK.nun 538 ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tesbit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin olunacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın var ise zararın payları oranında paylaştırmasına karar verilmelidir. Açıklanan hususların göz ardı edilerek tasfiye konusunun taraf vekillerine bırakılmış olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy