(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Ayşe Yazıcı gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, Sarıyer'de bulunan Büyükdere Fidanlığının hasılat kirasına dayalı işletilmesi için davalı ile aralarında bir sözleşme düzenlediklerini, ancak nematod hastalığı nedeniyle fidanlığın bir kısmı için bitki yetiştirme ruhsatı alamadıklarını, bu nedenle kiralananda üretim yapıp gelir elde edemediklerini, bitki bedellerini ve kira borçlarını ödeyemediklerini, ödemelerin bir süre durdurulmasına ilişkin taleplerinin kabul edilmediğini, davalının kendilerine karşı icra takibi başlattığını, talep edilen kiradan sorumlu olmadıklarını, kullanılamayan yerin kira bedelinin istenemeyeceğini, davalının kira bedeli istemek suretiyle muaraza yarattığını ileri sürerek davalının çıkardığı muarazanın giderilmesini, İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2000/3036 esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin de durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kiralananı hastalıktan ari olarak teslim ettiklerini, davacı tarafın işletme ruhsatı alıp kiralananda üretim yaptığını, aradan 17 ay geçtikten sonra talepte bulunamayacağını, aldıkları tespit raporuna göre kiralananda hastalık bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava tarihinden sonra kiralananın tahliye edildiği gerekçe gösterilerek konusu kalmayan dava hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiş; davacıların temyizi üzerine dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, bu kez kiralananda nematod hastalığının ortaya çıkmasından sonra davacının 15.7.1999 tarihinde davalıya verdiği taahhütnamesinde taşınmazdaki hastalığı iki yıl içerisinde gidermeyi, gidermese bile kira bedellerini ödemeyi taahhüt ettiği, verdiği bu taahhütname ile aralarındaki muarazayı davalının kaldırdığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın ihaleye çıkarılmasından önce İstanbul Tarım İl Müdürlüğünce 9.7.1996 tarihinde aynı yer için verilen Bitki Yetiştirme Ruhsatı başlıklı belgede 30.580 m2.lik bir alanda nematod hastalığı bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen davalı kiralayanın bu husustan söz etmeksizin ihale şartnamesinin (1) nolu bendinin son paragrafında arazinin tamamının kullanılır durumda olduğunu belirttiği ihale sonucu taraflar arasında 2.12.1997 başlangıç tarihli sözleşme düzenlendiği bunun üzerine davacının 8.5.1998 tarihli dilekçesiyle İstanbul İl Tarım Müdürlüğüne başvurup bitki yetiştirme ruhsatı talebinde bulunduğu, yapılan inceleme sonucunda tamamı 70 ayrı parsel olan kiralananın 28 ayrı parselinde nematod hastalığı tesbit edildiği İstanbul Tarım İl Müdürlüğünün 15.6.1998 tarihli Bitki Yetiştirme Ruhsatı başlıklı belge ile nematodlu alan dışında kalan 43.445 m2 alanındaki 42 ayrı parsele bitki yetiştirme ruhsatı verdiği, bu hususun İstanbul Tarım İl Müdürlüğü bu davanın açılmasından hemen önce yazdığı, 11.2.2000 tarihli yazısıyla da davalıya bildirildiğini ve anılan yazıda üçüncü bir araştırma enstitüsünden rapor alınmadan geçici bir üretim izninin verilmesinin söz konusu olmadığının belirtildiği, kiralananda nematod hastalığını öğrenen davacı tarafından Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/68 D.İş sayılı dosyası ile aldığı 7.4.1999 tarihli tespit raporuna dayanarak mevcut nematod hastalığı nedeniyle 10 yıllık olan sözleşme süresinin 35 yıla çıkarılması istediği, buna karşılık kiralanandaki mecut nematod hastalığı gidermeyi taahhüt ederek davalının bu teklifi üzerine 15.4.1999 tarihinde toplanan İl Genel Meclisi Daimi Encümeninin kiralananda nematod hastalığının bulunduğu ve davacı tarafından teklifini kabul etmek suretiyle taahhüt edilen konularda davacıdan bir taahhütname almaya karar verdiği, bunun üzerine davacının anılan Encümen kararında öngörülen şartlar doğrultusunda fidanlıktaki mevcut hastalıkları iki yıl içerisinde gidermeyi, gidermese bile aralarındaki sözleşmedeki şartlar dahilinde kira bedelini ödemeyi 17.7.1999 tarihli taahhütnamesiyle kabul ettiği, davacının bu taahhütnameyi vermesinden sonra davalının Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/241 D.İş sayılı dosyası ile aldığı tesbit raporuna dayanarak davacı Almar Tarımsal Yatırım ve Pazarlama A.Ş.ne 19.10.1999 tarihinde yazdığı yazısında kiralananda nematod hastalığı bulunmadığını da belirtmek suretiyle İl Tarım Müdürlüğüne başvurup kiralanan için üretim ve satış izni almasını, sözleşme ve şartname hükümlerini yerine getirmesini, fidan bedellerini ödemesini istediği, daha sonra da her dönem kira alacağı ve fidan bedeli yönünden birden fazla takip dosyası ile davacı tarafa karşı takipte bulunduğu, böylece taraflar arasında uyuşmazlık doğduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkeme kararında davacının 15.7.1999 tarihli taahhütnamesiyle bağlı olduğu, bu taahhütnamesiyle aralarındaki muarazayı kaldırdığı belirtilmiş ise de davacı kiracı şirket, anılan taahhütnameyi İl Daimi Encümeninin 15.4.1999 tarihli kararında öngörülen şartlar doğrultusunda vermiştir. Davalı ise davacıya gönderdiği 19.10.1999 tarihli yazısıyla az yukarıda açıklanan Encümen Kararında kabul ettiği şartlardan dönmüş, sözleşme ve şartname hükümlerinin yerine getirilmesini istemiştir. Hal böyle olunca davacı kiracının taahhütname ile bağlı olduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır. Davalı, sözleşme tarihinden önce de kiralananın nematod hastalığı ile ayıplı olduğunu bilmesine karşın ihale şartnamesinde tamamının kullanılır vaziyette olduğunu belirtmek suretiyle bu ayıbı hile ile gizlemiştir. Toplanan delillerden de davacı tarafın bu yeri kullanamadığı anlaşılmaktadır. Hile ile gizlenen ayıp nedeniyle davacı kiracının kullanamadığı bir yer için kira bedelinden sorumlu olduğunun kabul edilmiş olması hakkaniyet, adalet ve hukuken temel prensipleriyle bağdaşmaz. Her ne kadar davalının davacı tarafa karşı İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün 2000/3036 esas sayılı takip dosyası ile 2.12.1999-2.3.2000 kira dönemine ilişkin olarak başlattığı takibin itiraza uğraması sonucu davalı tarafından açılan itirazın iptali davası sonucunda İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/340 esas ve 2000/641 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen bu karar dairemizin temyiz ve karar düzeltme incelemesinden geçerek kesinleşmiş ise de kesinleşen bu kararın gerekçesinde dosyanın davalısının dosyanın davacısına karşı muarazanın meni davası açmasının dosyanın davalısının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı belirtildiğinden ve böylece her iki davanın hukuki sebepleri birbirinden farklı bulunduğundan kesinleşen anılan dava dosyasının bu dava için kesin hüküm oluşturacağından söz edilemez. Şu durumda mahkemece, davacı kiracı tarafın sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren kira parasından sorumlu olmadığı kabul edilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy