(4721 S. K. m. 2, 4) (6762 S. K. m. 18, 20)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat M. Atilla Erdoğmuş ile davacı vekili avukat Mete Sönmez'ingelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı banka, davalılara ait taşınmazda 1.12.1997 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile aylık 2.450 Dolar kira bedeli ile kiracı olduklarının, aylık kira bedelini Dolar kurundaki artışlarla birlikte 2001 yılı Şubat ayına kadar ödediklerini, ancak Şubat ayında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle doların Türk lirası karşısında aşırı değer kazanması nedeniyle edimler arasındaki dengenin aleyhine bozulduğunu ileri sürerek, aylık kira bedelinin 1837 dolar olarak uyarlanmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece aylık kira bedelinin 1467,5 dolar olarak tesbitine, belirlenen kira parasının dava tarihinden geçerli olmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bankanın, davalılara ait taşınmazı 1.12.1997 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile ilk 6 ay için net 2.700.000.000 Tl. devam eden aylar için net 2.450 dolar bedelle kiraladığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aylık ödenmekte olan 2450 dolar kira parasının günün ekonomik koşulları altında çekilmez hal alması ve böylece işlemin temelinin çökmesi olgusuna dayalı kira parasının uyarlanması isteğine ilişkindir. Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa - facta sund - servenda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde, taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu denge aleyhine bozulan taraf)sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte de sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temle ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle, taraflardan biri aleyhine katlanılmayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet, objektif hüsnüniyete (MK. 2, 4. maddeleri) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta zıtlık (Clausula Rebus Sic. Stantibus- beklenemeyen hal şartı - sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon, eşya fiyatlarındaki beklenilenin üzerine de ki artışlar, Türk Parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında, kiralayan mal sahiplerine, enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı banka TTK.nun 18/1 maddesi hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20. maddesine göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı, basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında, sürekli değer kaybeden Türk parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması da kabul edilemez. Davacı bankanın da, bunu tahmin etmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gereklidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 30.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy