(818 S. K. m. 183, 194, 198, 217)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı müteahhit ve arsa sahibi olan davalıdan satın aldıkları B bloktaki dairelerin 17 Ağustos depreminde orta hasarlı olarak zarar gördüğünü, yaptırılan tespitte, binada kaçak katların yapıldığı, malzeme ve işçiliğin asgari yapı standardında olmadığı, zeminin inşaata uygun olmadığının belirlendiğini, fazla hakları saklı kalarak, toplam 26.000. 000.000 TL hasar bedelinin 17.08.1999 tarihinden faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacıların görüp beğenerek daire satın aldıklarını, sorumluğunun bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar Nuri, Osman, Dursun, Adem, Mustafa'nın paylarına düşen hasar ve zarar bedeli 4.523.365.000 TL.nın faizi ile davalıdan tahsiline, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu B bloktaki dairelerin davalı tarafından davacılara satılıp tapusunun devredildiği, 17.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucu dava konusu binanın orta hasar gördüğü dosyadaki mevcut beyan, belge ve delilerden anlaşılmaktadır. Davacılar satılan dairelerin ayıplı olarak inşa edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemektedirler. Mahkemece, 30.10.2002 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, 19 nolu parsel üzerindeki binanın kaçak ve imara aykırı katlarının da bulunduğu, davacılardan 8'ne ait dairelerin kaçak olarak ruhsatsız inşa edildiği, dava dışı Belediye'nin yıkım kararı verdiği halde infaz etmediğinden sorumlu olduğu, yine, aleni olan tapu kaydına rağmen kaçak kat satın alan davacıların da, sorumlu oldukları kabul edilerek, davalı satıcı ve müteahhidin 4/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ve binada oluşan hasar bedeli, bu kusur nispetinde paylaştırılarak hüküm kurulmuştur.
Satım akdinin tamamlanmasından itibaren satılan şeyin hasar ve nefi alıcıya intikal eder. (BK. 183. madde), Menkul satımına dair BK. hükümleri, gayrimenkul satımı hakkında da uygulanır (BK 217 madde). Satıcı her türlü ayıptan ari ve noksansız olarak edimini yerine getirmekle yükümlü ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplardan da sorumludur. (BK. 194 madde) alıcı da satın aldığı malı ve imkan bulduğunda hemen muayene etmek, gördüğü ayıpları ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıpları da, derhal satıcıya ihbar etmek zorundadır. (Bk. 198 madde) Kural olarak tabi afetler borçluyu borcundan kurtarır. Satıma konu daire, fen ve tekniğine uygun ayıpsız olarak inşaa edilmiş olsa idi, yine bu tabii afetten hasar görüp yıkılacak idi ise, davalının sorumluluğundan söz edilemez. Daire fen ve tekniğine uygun inşaa edilmediği için, hasar meydana gelmiş veya hasarın derecesi artmış ise, satım akdinin inikadi sırasında gizli olan bu ayıp mevcut olduğundan ve gayrimenkul gizli ayıplı olarak alıcıya satıldığından ayıplı ifa nedeniyle satıcı ve müteahhit olan davalı, bu zarardan sorumludur. Davalının bu sorumluluğunun, bölünmesine imkan yoktur. Davalı müteahhit ve satıcı olarak binada meydana gelen hasarın tamamından, kusur ayrımı yapılmaksızın, sorumlu tutulmalıdır. Ayrıcı kaçak kat maliklerinin hissesine düşen hasar bedelinden yine davalının sorumlu tutulmaması da, meydana gelen hasarın bir kısmının giderilip binada iyileştirme yapılamayacağına göre, hakkaniyete ve hayatın olağan akışına terstir.
Öyle ise mahkemece, dava konusu binada meydana gelen tüm hasar bedelinden davalının sorumlu olacağı kabul edilerek, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy