(1136 s. Av K/167)
İ. K. vekili avukat T. T. ile N. C. P. aralarındaki dava hakkında İstanbul Baro Kurulunca verilen 24.12.2003 gün ve 162-281 sayılı hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı N. C. ile davacı vekili avukat M. Ş. ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak,dosya incelendi gereği konuşuldu.
Davacı, vekili olan davalının uğradığı kaza nedeniyle işverenin aleyhine açtığı davada kendisini yeteri gibi savunmayıp davadan vazgeçtiğini, adına tahsil ettiği parayı da vermeyerek özen ve hesap verme görevini yerine getirmediğini bildirerek toplam 8.984.760.000 liranın tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Baro Hakem Kurulunca davanın Avukatlık Kanunun 167. maddesi kapsamında kalmadığından görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanmaktadır. 1136 sayılı avukatlık kanunun 4667 sayılı kanunun 80. maddesi ile değiştirilen 167. maddesinin 1. fıkrasına göre bu tür uyuşmazlıkların hukuki yargının yapıldığı yer barosu Hakem Kurullarınca çözümleneceği açıklanmıştır. Anılan madde hükmüne dayanılarak yanlar arasındaki uyuşmazlık da yargılamanın yapıldığı yer barosu Hakem Kurulunca incelenip sonuçlandırılmıştır. Ne var ki, kararın temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesi 10.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 03.03.2004 tarih ve 2003/98 esas, 2004/31 karar sayılı kararı ile Avukatlık Kanununun 4667 sayılı yasa ile değiştirilen 167. maddesinin 1. fıkrasının ilk tümcesinin iptaline karar vermiş, aynı kararının 1. bendinde ise l.fıkrasının ilk tümcesinin iptali nedeniyle uygulama olanağı kalmayan maddenin kalan bölümlerinin de iptaline karar verilmiştir. Bu karar Anayasanın 153. maddesi gereğince Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiş olup iptal kararı ile uyuşmazlığın çözümü için görevlendirilen Baro Hakem Kurullarının Hukuki varlıkları son bulmuştur. Hal böyle olunca uyuşmazlığın Adliye Mahkemelerinde HUMK.nun hükümleri gözetilmek suretiyle çözümlenmesi gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. Değinilen bu yön gözetilerek işin esası hakkında hüküm kuran Baro Hakem Kurulunun kararının HUMK.nun 533. maddesinin 3. bendi delaleti İle aynı kanunun 427. maddesi gereğince bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelere göre hükmü temyiz eden tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 22.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy