(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84) (1086 S. K. m. 284) (4077 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Yusuf Ocak ile davacı vekili avukat Suat Sünal geldiler duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı banka, davalının kredi kartı ile yaptığı harcamaları süresinde geri ödemediğini hesabının kat edilerek davalıya ihtarname ile bildirdiğini, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini öne sürerek davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4077 sayılı Yasaya 4822 sayılı yasa ile eklenen geçici 1. maddeden faydalanmak için bankaya müracaat ettiğini, davacı bankanın ödeme planı çıkardığını ancak ödeme planındaki miktarın çok fazla olduğunu, ödeme planını kabul etmediğini, ödemede yapmadığını borcunun olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının 4822 sayılı Kanundan yararlanmak için başvurusu olmasına rağmen ödeme planını kabul etmediği, ilk taksit ödemesini de yapmadığından davalı hakkında 4822 sayılı Kanununun davalı yararına uygulanmasına yer olmadığına, bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın iptali ile icra inkar tazminatına davalının mahkumiyetine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka, davalının kullanmış olduğu kredi borcunu süresinde ödememesi nedeniyle hesabı kat ederek borçlu hakkında icra takibine girişmiş ve takibe itiraz edilmesi üzerine 8.10.2002 tarihinde eldeki bu dava açılmıştır. Eldeki davanın devamı sırasında 4077 sayılı Yasanın 4822 sayılı kanunla değişik 1. maddesi ile ödeme zorluğu içerisinde bulunan kredi borçlusuna borcun tasfiyesi için anılan kanun 14.3.2003 tarihinde yürürlüğe girmek suretiyle borçluya borcun ödenmesi için bir imkan tanınmış ve 14.3.2003 tarihinden itibaren de 30 gün içerisinde bankaya müracaat etme hakkı tanınmıştır. Davacı süresi içerisinde bankaya müracaat ettiğini ancak bankaca müracaatının alınmadığını ve süresinde müracaat edememiş ise de, süresinden sonra 13.5.2003 tarihinden sonraki müracaatı davacı banka tarafından kabul edilerek 4822 sayılı Yasanın geçici 1.maddesine göre süresinde bankaya müracaat edenlerle aynı statüye tabi tutularak kanundan yararlanma hakkı tanınıp borcu tespit edilip, 12 aylık taksit miktarları kendisine bildirmiştir. Davalı, davacı bankanın bildirdiği miktarların fahiş olduğunu belirtmiş ve her ne kadar bir ödeme yapmamış ise de, bankanın müracaatı değerlendirip ödeme planı çıkartarak tanınması nedeniyle davalının da 4822 sayılı Kanununun geçici 1.maddesinden faydalanması gerekir. Buna göre 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin uygulanmasında temerrüt tarihindeki asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağı, temerrüt tarihinden 14.3.2003 tarihine kadar yıllık % 50 faiz uygulanmasına, bu biçimde oluşan toplam alacağı 4822 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları faizin vergisi ve avukatlık ücretini kaldırmadığından asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık % 50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta mevduatı vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerin de Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir. Mahkemece 28.4.2003 tarihli bilirkişi incelemesinde yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde masrafların hesaba katılmaması doğru değildir. Mahkemece açıklanan hususlar gözönünde tutularak bilirkişiden ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 29.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy