(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının ek kart sahibi olarak imzaladığı kredi kartı üyelik sözleşmesi gereğince yapılan harcama tutarlarının ödenmediğini, davalı hakkında başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, süresinde yetki itirazında bulunarak davacı ile bir kredi kartı sözleşmesi imzalamadığını, kredi kartı ile harcama yapmadığını, ortada geçerli bir sözleşme olmadığı için, takip ve dava için genel yetki kuralları gereği davalının ikametgah mahkemesi olan Tavşanlı Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, davanın öncelikle bu nedenle usulden reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, HUMK.nun 10. maddesi gereğince sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yer Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirlenir. Bu maddeye göre sözleşmeden doğan para borcu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Alacaklı, bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında dava açabilir. Somut olayda davacı banka, Konya Şubesi ile davalı arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesinin varlığına dayanmış, Konya icra dairesinde yaptığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş; davalı ise davacı ile sözleşme yapmadığını savunarak, ikametgahı olan Tavşanlı icra dairesi ve mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuştur. Gerçekten taraflar arasında davacının ileri sürdüğü gibi geçerli bir sözleşme var ise davaya bakılması gerekir. O halde mahkemece yetki itirazına etkili bulunan sözleşmenin varlığı araştırılıp sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu anlaşıldığı takdirde işin esası incelenerek sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy