(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı kredi kartı borçlusunun kefili olan davalının ihtarname ile 15.10.2001 tarihinde temerrüde düştüğünü, icra takibinde kefaletinin 1.000.000.000 TL. ile sınırlı olduğunu ileri sürerek 2.5.2002 tarihinde 1.000.000.000 TL. yi ödediğini bunun %157.5 temerrüt faizi olan 914.156.250 TL.ye itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını talep etmiştir.
Davalı kefalet limitinin 1.000.000.000 TL. ile sınırlı olup icrada bunu ödediğini savunmuş, yargılama aşamasında 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanma talebinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne 817.125.000 TL.nın %157.5 faizi ile tahsiline ve inkar tazminatına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, dava dışı borçlunun davacı bankadan aldığı kredi kartı borcunu ödeyememesi nedeniyle davalı kefil aleyhine yapılan icra takibinde kısmi itirazın iptali ile 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanma talebine yöneliktir. Davacı banka 24.9.2001 tarihinde hesabı kat edip ihtarname çekmiş, 14.10.2001 tarihinde tebliğ edilip 1 günlük tanınan süre nedeniyle davalı 16.10.2001 tarihinde temerrüde düşmüştür. Banka tarafından 12.4.2002 tarihinde icra takibi yapılmış, davalı kefaletinin 1.000.000.000 TL. ile sınırlı olduğunu ileri sürerek 2.5.2002 tarihinde 1.000.000.000 TL.yi icra dosyasına yatırmıştır. Davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1.maddesinden faydalanma talebi 24.3.2003 tarihinde yapılmış, bankaca başvuru süresi 1 ay daha uzatılmış olduğundan davalı talebi süresinde kabul edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemede kefalet limitinin 1.000.000.000 TL. olduğu gözetilerek 15.10.2001 ihtar tarihinden 12.4.2002 icra takip tarihine kadar akdi faiz işletilip bundan ödeme miktarı düşülerek bulunan rakama göre mahkemece hüküm kurulmuştur.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Olayımızda davalının temerrüdünün gerçekleştiği 16.10.2001 tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan (giydirilmiş) ana alacağa temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihi olan 24.3.2003 tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanıp oluşan toplam alacağa Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmalı ve icra takibi nedeniyle oluşan tahsil harcı icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek ve bankaya başvuru tarihine kadar yapılan ödemeleri de BK. 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibarı ile borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilip kalan miktar 12 eşit takside bölünmelidir. Mahkemece az yukarıda açıklandığı şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bilirkişi tarafından temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar akdi faiz uygulanmak suretiyle hazırlanmış rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 23.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy