(818 S. K. m. 105) (1086 S. K. m. 92)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki munzam zarar tazminatı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi için taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Yusuf Güngörer ile davacı Nihat Kıyak geldiler duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalılara ait taşınmaz üzerindeki imar yolunun kaldırılması veya yerinin değiştirilmesi hususunda 25.5.1989 tarihli sözleşme imzalandığını, ayrıca arsalar üzerinde üretilecek konutlara ait projelendirmenin de kendisi tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını ve buna ilişkin vekaletname verildiğini, arsa üzerindeki imar yolunun sözleşmeye uygun değiştirildiğini, ancak, davalıların kararlaştırılan 25.000.000.-Liradan 15.000.000.-Liralık kısmını ödemediklerini açılan ilk davada hüküm altına alınan 30.000.000.-Liranın 108.000.000.-Lira olarak da çok sonra tahsil edilebildiğini, bu nedenle munzam zararın bulunduğunu, ayrıca proje işlerinin verilmemesi nedeniyle proje bedelinin % 40 oranında kar kaybına uğradığını ileri sürerek, 3.092.000.00.-Lira munzam zarar ile tespit edilecek kar kaybının tespitini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımının bulunduğunu, ilk davada verilen kararın kesin hüküm oluşturduğunu, davacının edimlerini yerine getirmediğini proje ile ilgili sözleşme bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının kar kaybına ilişkin zarar isteği hakkında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, daha önce Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp kesinleşen alacak kalemi ilgili ise, davacının alacağını geç almaktan dolayı munzam zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 2.072.725.419.-Liranın faizi ile tahsiline ilişkin verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince; Dava, B.K.nun 105. maddesine dayalı munzam zarar ve sözleşmeden haksız cayılması nedeniyle kar mahrumiyeti zararına ilişkindir. Davacı, taraflar arasında yapılan 25.5.1985 ve 18.9.1991 tarihli sözleşmeler gereğince kendi edimlerini yerine getirdiğini, davalılara ait taşınmazdan geçen imar yolunun sözleşmeye uygun değiştirildiğini, ancak, kararlaştırılan bedelin açılan dava sonucu ve gecikmeli olarak tahsil edilebildiğini ileri sürerek, 3.092.000.000.-Lira munzam zarar talep etmiş olup, mahkemece de, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 2.072.725.419.-Lira munzam zararın tahsiline karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf Kadıköy 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/1539 Esas 1998/1081 Karar sayılı dosyada görülen davada da, 25.5.989 ve 18.9.1991 tarihli sözleşmeler gereğince edimlerini yerine getirdiği halde, kararlaştırılan bedelin eksik ödendiğini ileri sürerek; 1-İşin bedelinden kalan 15.000.000.-Liranın 2-Sözleşmenin 6. maddesi gereğince 30.000.000.- Liranın ve şimdilik munzam zarar olarak 10.000.000.-Liranın tahsilini talep ve dava etmiş. Yargılama sırasında 30.9.1998 tarihli celsedeki imzası ile tasdik ettiği beyanında ise, alamadığım bedelin tamamı munzam zarar dahil 30.000.000.-Liradır. şeklinde açıklamada bulunmuştur. Mahkemece de, davacının bu beyan ve kabulü karşısında davanın 30.000.000.-Lira üzerinden kabulüne karar verilmiş, davacı taraf kararı sadece faiz yönünden temyiz etmiş ise de, karar, Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. Davacı, ilk davadaki bu şekildeki kabul ve beyanı ile gerek sözleşmedeki kararlaştırılan bedel ve gerekse munzam zarar yönünden kendini bağlamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, daha önce görülüp kesinleşen dava ve yargılama sırasındaki davacının kabul ve ikrarı karşısında gerçekleşen kesin hüküm nedeni ile munzam zarar isteği ile ilgili olan talep ve davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 08.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy