(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 2, 23)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, telefon abonesi olduğunu, 2002 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait aylık telefon faturaları toplamı olarak 2.541.200.000.-TL tahakkuk ettirildiğini, telefonun Uluslar arası ve 900'lü hatlara kapalı olduğu, evinde eşi ile birlikte yalnız yaşamakta olup, başka bir aile ferdi bulunmadığını, ileri sürerek, telefon görüşmelerinden dolayı tahakkuk ettirilen 2.541.200.000.-TL borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1) 4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 2. maddesinde Bu kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar hükmüne yer verilmiş, yasanın 3. maddesinde mali alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için, yasanın amacı içerisinde yukarı da tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkla taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Yasanın 23. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Nitekim davacı, davasını Tüketici Mahkemesi sıfatıyla açmış, ancak mahkemece, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla mahkemenin görevsizliğine, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmiş ve davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, bu yönler gözönünde tutularak ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi, tersi durumda davaya Tüketici Mahkemesi niteliği ile bakılması gerekir. Mahkemenin aksi yazılı düşüncelerle davayı Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıp sonuçlandırması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davacı tarafça temyiz olunan kararın 1 nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy