(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki borcun tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartlarının kullanımı sonucu bankaya oluşan borcunu ödeyemediğini, hakkında icra takibi başlatıldığını, 4822 sayılı yasadan faydalanmak için 4.4.2003 tarihinde davalıya başvurduğunu, çıkarılan borç miktarının yasaya uygun olmadığını ileri sürerek, 4822 sayılı kanun gereğince ödeme planı çıkartılmasını ve yatırdığı 632.298.117 TL.nın ticari faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, kendileri tarafından yapılan borç hesabının doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen dava ile da banka ödeme planının yürürlüğüne karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, iki adet kredi kartından dolayı davacının 4.127.532.005 TL. borçlu olduğunun tespitine, 12 eşit taksite ödenmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının gönderdiği 16.01.2003 tarihli ihtarın davacıya 20.01.2003 tarihinde tebliğ edilerek 24 saatlik süre verildiği böylece davacının 22.01.2003 tarihinde temerrüde düştüğü, 14.3.2003 tarihinde yayımlanan 4822 sayılı yasadan faydalanmak için yasada öngörülen 30 günlük sürede 4.4.2003 tarihinde davalı bankaya başvurduğu anlaşılmaktadır. Davacının 22.03.2003 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten davacının davalı bankaya başvurduğu 4.4.2003 tarihine kadar yukarıda açıklandığı şekilde ana paraya yıllık %50 faiz ile icra harç giderleri, ve icra vekalet ücreti BSMV.nin ilave edilmesinden sonra çıkacak rakam davacının ödemekle yükümlü olduğu borç miktarıdır. Davacının gerek yargılama aşamasında gerekse yargılamadan önce yapmış olduğu ödemelerin bu borçtan mahsup edilmesi gerekir. Bilirkişi raporunda değinilen bu yön üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca bilirkişiden ek rapor alınarak az yukarıda açıklanan yöntemle ödemesi gereken ana paradan ödenen borçların mahsubunun yapılması ve hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bent gereğince davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 18.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy