(6762 S. K. m. 644, 708, 726, 730) (1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda İlamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı aleyhine çeke dayalı olarak girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çeklerin zamanaşımına uğradığını, süresinde bankaya ibraz edilmediğini, çeklerde tahrifat yapıldığını, davacının yetkili hamil olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava konusu çeklerin yasal anlamda geçerli olup, davalı itirazlarının haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dört adet çeke dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, girişilen icra takibine haksız İtiraz edildiğini ileri sürmüş olup, davalı taraf ise, davacının yasal hamil olmadığını, çekler üzerinde tahrifat yapıldığını, iki adet çekin yetkili kişilerce imza edilmediğini, çeklerin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Her ne kadar mahkemece, icra takibine konulan çeklerin yasal anlamda geçerli olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı itirazlarının karşılandığını ve yeterli araştırmanın yapıldığını söylemek mümkün değildir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, çek T.T.K.nun 708. maddesinde belirlenen süre içinde muhatap bankaya ibraz edilmez ise, bu çekle artık müracaat hakkı kullanılamaz. Böyle bir çek adi senede dahi dönüşmez. Bu durumdaki çek ancak, H.U.M.K.nun 292. maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olup, davada temel ilişkiye dayanılmış ise, alacağın diğer yan delillerle kanıtlanması gerekir.
Öte yandan, çeki ciro yoluyla elde eden hamilin keşidesi ile aralarında bir akdi ilişki bulunmayacağına göre, temel ilişkiye dayalı olarak keşideciye karşı bir talepte bulunmasına da olanak yoktur. Ayrıca, T.T.K. nun 726. maddesi hükmü gereğince, hamilin müracaat hakkı ibraz müddetinin bitiminden itibaren 6 ay geçmekle zamanaşımına uğrar. Gerek, zamanaşımına uğramış ve gerekse süresinde bankaya ibraz edilmemiş çek hamilinin hakkına kavuşabilmesi için iki seçeneği mevcuttur. Ya yukarıda değinildiği gibi, akdi ilişkiye dayalı olarak tahsil davası, ya da T.T.K. nun 730/14. bendi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken ve aynı yasanın 644. maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap davasıdır. Ancak, her iki halde de çekin kanuni unsurlarını taşıması zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, dava konusu çeklerden 30.12.1998 tarihli ve 800.000.000.-Lira meblağlı çekte davalı kooperatif keşideci davacı ise ilk ciranta durumundadır. Ne var ki, bu çek yasal sürede muhatap bankaya ibraz edilmemiş ve T.T.K. nun 726. maddesi hükmü gereğince de zamanaşımına uğramıştır. 15.2.1999 keşide tarihli ve 1.350.000.000.-Lira meblağlı çekte ise, davalı ara ciranta olup, bu çek de yasal süresinde ibraz edilmediği gibi, bu çek de zamanaşımına uğramış ve davacı ile davalı arasında akdi ilişki de yoktur. 30.6.1999 keşide tarihli ve 1.790.000.000.-Lira meblağlı ve 1.470.000.000.-Lira meblağlı iki adet çeke gelince, öncelikle, bu çekleri keşide edenlerin keşide tarihinde kooperatif yetkilisi olmadığı gibi çekler üzerinde tahrifat yapıldığı savunulmuştur. Gerçekten de, çeklerin keşide tarihleri üzerinde düzeltmeler yapıldığı çıplak gözle de görülmektedir. Kaldı ki, bu haliyle dahi 1.470.000.000.-Lira meblağlı çek süresinde ibraz edilmemiş, 1.790.000.000.-Lira meblağlı çek ibraz edilmiş ise de zamanaşımına uğramıştır. O halde mahkemece, öncelikle bu çeklerin geçerli bir çek olup olmadıklarının gerektiğinde kooperatifin sicil dosyası da getirtilmek suretiyle araştırılması, çekler üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığının gerektiğinde bilirkişi vasıtasıyla tespiti, çeklerin yasal unsurları taşıdığı sonucuna varıldığı taktirde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında her bir çek yönünden irdeleme ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy