(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıların veresiye fişi ile kendisinden benzin ve motorin satın aldıklarını, 17 adet veresiye fişi sebebiyle oluşan borçlarını ödemediklerini, icra takip tarihi itibariyle geçerli olan tarifeye göre borcun 7.835.700.000 TL olduğunu ileri sürerek bu miktarın tahsili için başlattığı icra takibine davalıların vaki itirazlarının iptali % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar dayanak yapılan bazı fişlerdeki imzaların kendilerine ait olmadığını, veresiye fişlerinde bedel yazdığı için daha sonraki bir tarih itibariyle hesap yapılamayacağını, imzaları kendilerine ait olan fişlerdeki borçlarını da ödediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 964.500.000 TL üzerinden takibin devamına, tarafların inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde likit olup davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bent gereğince davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 1. bendinin son cümlesinin tamamen karardan çıkarılmasına yerine davacı yararına hükmedilen asıl alacak miktarının %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 39.083.000 liranın temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, davacının peşin harcından arta kalan 2.900.000 liranın istek halinde iadesine, 19.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy