(818 S. K. m. 161) (2007 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu davalının evinin satışına aracılık etmesi için kendisine başvurduğunu sözleşme imzaladıklarını davalının sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödememek amacıyla kendisini devreden çıkardığını ve taşınmazını kendisinin bulduğu müşteriye sattığını, sözleşmeye göre sözleşmede gösterilen miktarın %4 'ü kadar komisyon ücretinden sorumlu olması nedeniyle davalıya karşı 1.480.000.000 TL. nin ve işlemiş faizinin tahsili amacıya takip başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, sözleşmedeki açık hükme rağmen davalının davacıyı devre dışı bırakarak taşınmazını üçüncü şahsa sattığı sözleşmede kararlaştırılan miktardan sorumlu bulunduğu gerekçe gösterilerek %4 komisyon ücreti olan 1.480.000.000 TL. üzerinden itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davada dayanılan ve taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 22.11.2002 tarihli sözleşmenin özel şartlar bölümünde "ev emlakçı tarafından satıldığı takdirde %2 komisyon karşılığı olan 740.000.000 TL. yi, emlakçı aradan çıkartılıp satıldığı takdirde %4 komisyon karşılığı 1.480.000.000 TL. ödemeyi vazgeçtiğim taktirde 6. madde geçerli olup, kabul ve taahhüt ederim" sözleri yazılı olup, sözleşmenin 2 ve 6. maddesinde de benzer sözler tekrar edilmiştir. Sözleşmenin açıklanan bu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde dayalının sözleşmede satış bedeli olarak gösterilen 37.000.000.000 TL. nin %2 oranındaki tutarından sorumlu olduğu bakiye %2 oranının ise cezai şart olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 161/son maddesi hükmünce hakim fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy