(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101, 104)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının kredi kartı üyelik sözleşmesi gereğince kullandığı kredi borcunu ödemediğini, hesabın kat edilip icra takibi yapıldığını, haksız olarak borca kısmi itirazda bulunduğunu, 4822 s. kanun gereği ödenmesi gereken taksitleri de ödemediğini belirterek itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının fahiş faiz talep ettiğini, faize faiz yürüttüğünü, 4822 s. kanun gereği borcunu taksitler halinde ödemek istediğini ve kanun gereği ödemesi gereken borcunu da taksitler halinde ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının icra takip tarihi itibariyle borcunu 1.065.579.654 TL olduğu, icra giderleri dahil edildiğinde 4822 s. kanun gereğince aylık ödemelerin 118.500.000 TL olması gerektiği, davalının bu taksitleri ödemediğinden yasadan faydalanma olanağı kalmadığından, itirazın iptal edilmesine % 40 oranında 426.231.861 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalının davacı bankadan kredi kartı üyelik sözleşmesi gereğince aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçların ödenmemesi sebebiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile yargılama aşamasında yürürlüğe giren 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinde davalı tüketicinin faydalanıp faydalanamayacağı, şayet ek geçici 1. madde uygulanacaksa hangi koşullarda faydalanacağı hakkındadır. 4822 s. kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda 4822 s. kanun yürürlüğe girmeden önce davacı bankanın gönderdiği 12.10.2001 günlü hesap kat ihtarının 19.10.2001'de davalıya tebliğ edildiği, verilen 1 günlük ödeme süresi gözetildiğinde davalının 21.10.2001'de temerrüde düştüğü, davacının icra takibine geçtiği ve borçlunun itirazı sebebiyle 17.4.2002 gününde itirazın iptali davası açtığı, yargılama aşamasında 4822 s. kanunun yürürlüğe girdiği, davalının 4.4.2003 günlü ihtar ile ek geçici 2. maddeden faydalanmak istediği, davacı bankanın 5.5.2003 günlü cevabi ihtarı ile 1.422.000.000 TL borcun 118.500.000 TLx12 ayda ve 15.5.2003 gününden başlamak üzere ödenmesini istediği, buna karşılık davalının kanun gereği ödemesi gereken miktarın 791.842.416 TL olduğu ve 65.986.868 TLx12 ayda ödemek istediğini bildirdiği, temyiz dilekçesine ekli makbuzlardan da bu doğrultuda icra dosyasına ödemeler yaptığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi taraflar arasında da uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı banka 4822 s. kanun gereği alacağını hesaplarken, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunu esas almıştır. Oysa bilirkişi raporundaki temerrüt tarihi doğru olmadığı gibi, azalan bakiye sistemine göre hesaplama yapılması da kanuna aykırıdır. Bu sebeple bilirkişi raporu hüküm tesisine elverişli değildir. Mahkemece yeni bilirkişi incelemesi yaptırılarak 21.10.2001 temerrüt tarihi itibariyle banka alacağı belirlenmeli, bu miktara davalının 4822 s. yasadan faydalanmak için bankaya müracaat gününe kadar %50 faiz uygulanmalı, bulunacak miktara icra harç ve giderleri vekalet ücreti eklenip bu meblağ 12 taksite bölünmeli ve çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemenin yazılı gerekçe ile ve davalının ödeme planında yaptığını belirttiği ödemeler gözetilmeden, bankanın gönderdiği ödeme planındaki taksitlerin ödenmediği gerekçesiyle itirazın iptal edilmesine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Davacı, bankanın icra takibinde asıl alacakla birlikte işlemiş temerrüt faizi toplamı 1.065.579.654 TL üzerindeki takip yaptığı ve toplam alacak üzerinden temerrüt faizine faiz yürütülmesini istediği halde, mahkemece BK. 104/son maddesine aykırı olarak temerrüt faizine faiz yürütülecek biçimde itirazın iptali kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
3- İİK. nun 67/2. maddesi gereğince inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hükmedilmesi gerekirken, davalı borçlunun asıl alacağını 338.000.000 TL. lık kısmını kabul ettiği gözetilmeden toplam alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: 1 nolu bentte gösterilen sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde gösterilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 21.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy