(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının kredi kartı ile yaptığı harcama bedellerini 23.11.2001 tarihli ihtara rağmen ödenmediğini, alacağın ödetilmesi için girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve alacağın %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, keşide edilen ihtarnamede borç aslı ve faizlerinin tafsilatlı dökümünün belirtilmediğini, takibe itirazının hakkı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece itirazın kısmen iptaline 3.683.376.980 TL. asıl alacak, 219.979.458 TL. temerrüt faizi, 10.998.973 TL. BSMV ve 50.000.000 TL. noter masrafı olmak üzere toplam 3.964.355.411 TL. üzerinden asıl alacağın takip tarihinden itibaren %225 oranında temerrüt faizi ile %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden takdir olunan %40 inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava davalının kredi kartı borcunu keşide edilen ihtarnameye rağmen ödenmediğinden bahisle, alacağın tahsili için girişilen icra takibine, davalının itirazı üzerine vaki itirazın iptali davasıdır. Yargılama aşamasında 14.3.2003 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tüketicinin Korunması Hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi bu kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçlarının temerrüt tarihindeki ana paraya yıllık %50'yi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle 12 eşit taksitte ödeneceği kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takibin yukarıda yer alan hükme göre ilk taksitin ödenmesiyle duracağı ve son taksitin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı bu madde hükümlerinin tüketicinin kredi verene kanunun yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanacağı öngörülmüştür. Somut olayda kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdünün gerçekleşmiş olduğu anılan yasa hükmü gereğince 30 günlük süre içinde 9.4.2003 tarihinde davacı bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yasanın uygulanmasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak B.K 101. maddesine göre kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleştir. Banka tarafına gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de bu ödeme gününde borcun tamamı değil, belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları B.K. 101/2 maddesi öngörülen miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle borçlunun temerrüdü banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap extresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden bankaca hesabın kat edildiği tarih şayet hesap kat edilmemiş ise gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka sigorta muamele vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka sigorta mevduatı vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, B.K.84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda, davalının 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce, davacı bankanın gönderdiği 23.11.2001 tarihli ihtarın 27.11.2001 tarihinde tebellüğ edildiği ihtarda verilen sürenin dolması ile 29.11.2001 tarihinde temerrüde düştüğü daha sonra davalının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için 9.4.2003 tarihinde Bankaya başvurduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında 29.11.2001 temerrüt tarihinden davacının yasada yararlanmak için bankaya başvurduğu 9.4.2003 tarihine kadar hesaplama yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınarak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- 4822 sayılı yasa ile dava artık itirazın iptali davası olmaktan çıkıp, tespit davasına dönüştüğü gözönünde tutularak davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, eksik inceleme ile davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy