(2709 S. K. m. 78) (1086 S. K. m. 288) (3065 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının aleyhinde sahte senet düzenleyerek icra takibinde bulunduğunu, İcra Tetkik Mercii kararı ile takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığı belirlenerek, takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının sahte senet düzenlemekten dolayı Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak mahkumiyetine karar verildiğini, davalının senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla dava açtığı halde, haciz işlemine devam ederek biçerdöverin üzerine haciz koyarak bu kaydı Ziraat odasına işlettiğini, açtığı davalar sonunda davalının haksızlığının ortaya çıktığını 4 yıldır huzursuz olması ve çektiği üzüntülerin telafisi için manevi tazminat talep ettiğini ileri sürerek, 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın 1.10.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı ceza mahkemesindeki yargılamada bilirkişi raporu ile senedin kendisi eli ürünü olmadığının saptandığını, bu olayda davacının manevi yönden şahsına veya ailesinin şeref ve haysiyetini ihlal eden bir cürüm söz konusu olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise, davacı ile arada değişik zamanlarda ticari ilişkileri olduğunu, davacının araba teybi aldığını ve daha önceki borçları toplanarak 203.000.000 TL. bedelli senet düzenlendiğini bunun tutulan veresiye defteri ve Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamada mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile sabit olduğunu ileri sürerek 203.000.000 TL. nin 18.6.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınmasını istemiştir.
Mahkemece 500.000.000 TL. manevi tazminatın 1.10.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı karşı davacı; karşı davasında, davalıdan alacağı olduğunu ileri sürerek, 203.000.000 TL. nin tahsilini istemiştir.
Mahkemece davalı karşı davacının, davacı karşı davalıdan alacağının bulunduğu kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacı karşı davalı, dosya içerisinde bulunan Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasında, Savcılıkta ve Ceza mahkemesinde verdiği ifadesinde davalıdan 150 dolar bedelle oto teybi aldığını 150 dolar bedelli senet imzaladığını, borcunu ödemek istediğinde, borcun 20.300.000 TL. olduğunun söylendiğini, davalının 150 Dolar bedelli senedi ortaya çıkarmadığını, 150 dolar dışında başka borcunun olmadığını açıklamıştır. Hal böyle olunca davacı karşı davalının Ceza mahkemesindeki bu ikrarı nedeniyle teyp bedeli olarak kabul ettiği 150 doları ödediğini, alacağın miktarı nedeniyle HUMK 288 maddesi gereğince yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece davacı karşı davalıya 150 dolar borcunu ödediğine ilişkin yasal delilleri sorulup toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek, karşı davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Anayasanın 73. maddesi gereğince vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulması zorunludur. Anayasanın açıklanan bu hükmü uyarınca kanuni dayanağı olmadan Avukatlık Ücret Tarifesi ile vergi konulmasına imkan olmadığı gibi KDV Kanunun 20/4 maddesi karşısında belli bir tarifeye göre alınan ücrete KDV. nin dahil olması gerekir. Mahkemece yalnızca tarife uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde ayrıca davacı lehine vekalet ücreti takdir edilirken 100.000.000 TL. vekalet ücretinin KDV ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, Temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy