(4721 S. K. m. 225, 247, 271) (4787 S. K. m. 4)
Taraflar arasındaki çeyiz eşyalarının iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı F. Y. ve vekili Avukat V. Ö. gelmiş, davacı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulananların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı ile 16.7.2001 tarihinde evlendiklerini ve boşanma davasının derdest olduğunu, evlilik sırasında çeyiz eşyası olarak verilen eşyaların büyük kısmının yaptırılan tespitte bulunamadığını bu eşyaların kendisine ait olduğunun tespiti ile iadesine, mümkün olmazsa belirlenecek bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tarafların karı koca olduğu bu nedenle uyuşmazlığın Aile Mahkemelerinin görevinde kaldığı sonucuna varılarak, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılmış ve 13.332.800.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, evlilik birliği kurulurken verilen çeyiz eşyalarının aynen ya da bedellerinin tahsili isteğine ilişki olup dava tarihi itibariyle tarafların evli oldukları dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesinde de belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. 18.1.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinde Aile Mahkemelerine M.K.nun ikinci kitabında yazılı dava ve işleri bakmakla görevli kılmış ise de M.K. nun ikinci kitabında eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesine ilişkin hükümler yer almış olup, eşlerden birini tasfiye isteyebilmesi için evlilik birliğinin ölüm, boşanma veya iptal sebebiyle sona ermiş olması veya tarafların bir sözleşme İle yeni bir mal rejimini seçmiş olmaları gerekmektedir. Oysa, somut olayda evlilik birliği devam ettiği gibi, taraflar sözleşme ile yeni bir mal rejimine de geçmiş değillerdir. Böyle olunca uyuşmazlık M.K. nun istihkak ve B.K. hükümlerine göre çözümleneceğine göre, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre, davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bent açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy