(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101) (7201 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davacı Bankanın davalı borçlu lehine kredi kartı üyelik sözleşmesine istinaden kredi kartı hesabı açıp kullandırdığını, borcun ödenmemesi sebebiyle kredi kartı hesabı kapatılarak borcun ödenmesi için 21.6.2001 günlü ihtarname tebliğ edildiğini, ödeme yapılmadığından icra takibine başlanıldığı, davalının icra takibine kısmen itiraz ederek takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, hesap kat ihtarının kendisine tebliğ edilmediğini hesabın katını, ancak icra takibi ile öğrendiğini, 27.3.2003 günlü ihtar ile 4822 s. yasadan faydalanmak için davacı bankaya başvurduğunu fakat davacı bankanın hesap yapıp kendisine bildirimde bulunmadığını savunarak öncelikle 4822 s. kanun gereğince hesap yapılmasını istemiştir.
Mahkemece davalı her ne kadar 4822 s. yasadan yaralanmak için müracaat etmiş ise de, bir ödemede bulunmadığından 4822 s. yasadan yararlanma hakkı kazanamayacağından bahisle itirazın iptaline, takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davalının davacı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi sebebiyle bankanın yaptığı icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. Dava, devam ederken yürürlüğe giren 4822 s. Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanması için davalının davacı bankaya süresinde 27.3.2003 gününde başvurduğu anlaşılmaktadır.
4822 s. Kanunun geçici 1. maddesi Bu kanununu yayınından önce borçlunun temerrüdü sebebiyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları, temerrüt tarihindeki ana paraya senelik yüzde elliyi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle on iki eşit taksitte ödenir. Kredi kartı borçları sebebiyle gerçekleştirilen her türlü takip, yukarda yer alan hükme göre ilk taksitin ödenmesiyle durur ve son taksitin ödenmesiyle birlikte bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu madde hükümleri, tüketicinin kredi verene, yasanın yayımı gününden itibaren otuz gün içerisinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanır. Hükmünü içerir. Bu geçici maddeden faydalanabilmek için her şeyden önce borcun, kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi, bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanması gerekir. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu kanunun yayımlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu sebebiyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve kanunun yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa başvurusunun bulunması gerekir.
4822 s. Kanunun geçici 1. maddesi kredi kartı borçlarını yüksek faizler sebebiyle ödeyemeyen kredi kartı borçlularını bu zor durumlarından kurtarmak için borçların tasfiyesi ve ödenmesi amacı ile çıkartılmıştır. Çıkartılış amacına göre bir atıfet yasasıdır. Kanunun asıl amacı kredi kartı borçlusu olan tüketicinin ödeyemediği borçlarının tasfiyesidir. Yasada protokole uymayan yada ilk taksiti yatırmayanın bu yasadan yararlanamayacağına dair bir düzenleme yoktur. Davalı borçlu, süresinde yasadan yararlanmak için bankaya başvurduğu gibi, mahkemeye verdiği, dilekçe ile de 4822 s. Kanuna göre borcun hesaplanmasını istemiştir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Yasasının 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme tarihinde borcun tamamı değil belirli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Yasanın 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belirli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu sebeple kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu gün itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu biçimde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt gününden bankaya başvuru gününe kadar senelik %50 faiz uygulanacaktır. Bu şekilde oluşan toplam alacağa 4822 s. kanunun geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına senelik %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru gününe kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Yasasının 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda, davalı borçlunun, 4822 s. Kanunun yayımlanmasından önce, davacı bankanın gönderdiği 22.6.2001 günlü ihtarnamenin 28.6.2001 gününde davalının sözleşmede bildirdiği adresine Tebligat Yasasının 21. maddesi gereğince tebliğ edilmesi nedeniyle, ihtarda verilen 1 günlük (24 saatlik) sürenin dolması ile 30.6.2001 gününde temerrüde düştüğü, ancak ödemede bulunmadığı ve hakkında 19.10.2001 gününde icra takibi yapıldığı, davalının borcun 8.000.000.000-TL'den fazla olan bölümüne itiraz ettiği, bilahare 4822 s. Yasadan faydalanmak için 27.3.2003 gününde davacı bankaya süresinde başvurduğu dosyadan anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalının 30.6.2001 gününde temerrüde düştüğü gözetilerek temerrüt tarihindeki asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağı, temerrüt gününden bankaya başvurduğu 27.3.2003 gününe kadar senelik %50 faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. Yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 26.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy