(818 S. K. m. 84, 101) (1086 S. K. m. 275) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Suat Sönal ile davacı Bektaş Bozer'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulananların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan almış olduğu kredi kartlarının kullanılmasından doğan borçlarını ödeyemediğini, hakkında icra takibi yapıldığını, takibin devam etmekte olduğunu, 4822 sayılı yasadan faydalanmak için yaptığı başvuruda borcun fazla hesaplandığını ileri sürerek bankaya olan borcun tespitine ve taksitlendirilmesine, icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmeye uygun hesap yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davacının, 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce, davalı bankanın gönderdiği 24.8.2001 tarihli ihtarın,
14.9.2001 tarihinde tebliği ve verilen bir günlük sürenin dolması ile, davacının 6.9.2001 tarihinde temerrüde düştüğü, hakkında 12.12.2001 tarihinde icra takibine geçildiği, 4822 sayılı yasadan faydalanmak üzere 9.4.2003 tarihli ihtarla bankaya başvurduğu anlaşılmaktadır. Davacının temerrüdünün gerçekleştiği 6.9.2001 tarihinden, 4822 sayılı yasanın geçici 1.maddesinden yararlanmak için 9.4.2003 tarihli başvuru ihtarının bankaya ulaştığı tarihe kadar ana para borcuna yıllık %50 faiz ve banka sigorta muamele vergisi yürütülmesi gerekir. Kredi kartları son hesap ekstresindeki son ödeme tarihinden sonrada kullanılmış olduğundan davacının temerrüt tarihi 6.9.2001 olarak kabul edilmeli ve hesap kat ihtarnamesinde belirtilen borç esas alınarak, yukarıda belirtildiği şekilde, davacının bankaya olan borcu hesaplanmalıdır. Son hesap ekstresindeki son ödeme tarihini temerrüt tarihi kabul eden ve bu tarihteki borcu nazara alarak hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve taraflar arasında, tarafların haklı çıktıkları miktar üzerinden mahkeme masraflarının paylaştırılmaması, davalı banka lehine ücreti vekalete hükmedilmemesi doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 02.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy