(4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Bankaya ait Visa Kartı borcunu zamanında ödeyemediğinden temerrüde düştüğünü bu nedenle hakkında icra takibine girişildiğini, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için 18.3.2003 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davalının bildirdiği ödeme planının yasa hükmüne aykırı olduğunu, bu güne kadar toplam 1.855.000.000 TL. ödediğini, kanuna aykırı faiz uygulandığını ileri sürerek, 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin uygulanarak, davalıya olan gerçek borcunun tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 31.3.1997 tarihli sözleşmeye istinaden visa karttan dolayı oluşan borcun 2.013.480.000 TL. olduğu ve ödeme planına göre borcun tasfiyesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda, davacının 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce, davalı bankanın gönderdiği 4.2.2002 tarihli ihtarın 8.2.2002 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 24 saatlik sürenin dolması ile davacının 10.2.2002 tarihinde temerrüde düştüğü, hakkında 25.11.2002 tarihinde icra takibine geçildiği, daha sonra davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1.maddesinden yararlanmak için davalıya 25.3.2003 tarihinde başvurduğu, davalı Bankanın 5.5.2003 tarihinde ödeme planı hazırlayarak davacıya gönderdiği, davacının bu arada toplam 1.855.000.000TL. ödemede bulunduğu ancak ödeme planına uymadığı anlaşılmaktadır.
Davacının temerrüdünün gerçekleştiği 10.2.2002 tarihinden 25.3.2003 tarihli davacının başvurusuna kadar borca faiz yürütülmesi suretiyle, ayrıca yukarıda açıklanan hususlar gözönünde tutularak, bilirkişilerden ek rapor alınarak, mahkemece hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde, son hesap ekstresindeki son ödeme tarihi olan 5.11.2001 tarihi temerrüt tarihi olarak alan bilirkişi raporuna itibar edilerek, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy