(818 S. K. m. 111)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Toplu Konut vekili avukat Ayşe Manavgat Saygılı ve davalı Ziraat Bankası vekili avukat Sevil Gökçen davalı Emlak Bankası vekili avukat Mustafa Özel ile davacı vekili avukat Kemal Şenpolat'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, hissedarı bulunduğu dava dışı Okent A.Ş. ve Birlik A.Ş. ile Anadolu Bankası arsa sahipleri olarak, 16.9.1987 tarihinde dava dışı yükleniciler Eksan A.Ş. ve Konut Yapım A.Ş. ile aralarında bir inşaat sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmeye dava dışı hisse senedi alacaklısı Yapı Kredi Bankasının da katıldığını, yapılacak inşaatın arsasının bir kısmı hissedarı bulunduğu Okent A.Ş. ve Birlik A,Ş.ne ait olması nedeniyle inşa edilip satılarak konutlardan elde edilecek hasılatın %1.08 inin kendisine ödenmesinin öngörüldüğünü bu şekilde ortaklarının BK. 111. maddesi anlamında kendisi lehine sözleşme imzaladıklarını, sözleşme hükmünce Anadolu Bankasının halefi olan davalı Emlakbank A.Ş.nin kendisine karşı sorumlu olduğunu, nitekim bu davalının 1987-1989 yılları arasında sorumluluğunu, yerine getirip ödemede bulunduğunu davalının 1990 yılında başka bir yüklenici ile sözleşme yaptığını bu sözleşmede de 1987 yılında yapılan sözleşme haklarının korunmuş olmasına rağmen davalının kendisine ödemede bulunmadığını ileri sürerek şimdilik 74.000.000.000 TL. nın tahsilini istemiş, 26.3.2003 gününde verdiği dahili dava dilekçesi ile de davalı bankanın 4603 sayılı yasa hükümleri uyarınca Başkanlık Toplu Konut İdaresine ve Ziraat Bankası A.Ş.ne devredildiğinden ve bunlarında borçtan sorumlu bulunduklarından bahisle bu kurumlardan da tahsile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, dava dışı Okent ve Birlik A.Ş.nin sözleşmeye konu taşınmazlarını tapuda Başbakanlık Toplu Konut İdaresine satıp devrettiklerini, daha sonra açtıkları tapu iptali davasını kaybettiklerini, hükmün kesinleştiğini, Okent ve Birlik A.Ş. ile sözleşmeden doğan her hangi bir ilişkisinin kalmadığını, davacının bu şirketlerden talepte bulunmaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiş; davaya dahil edilen her iki davalı da kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davada dayanılan sözleşme ile davacı lehine BK. 111. maddesi hükmü çerçevesinde borç şart edildiği, bu sözleşmenin üçüncü kişi lehine yapılan eksik sözleşme olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, davacının talebinde haklı olduğu, davalı Emlakbank A.Ş. yi tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devralan dahili davalılar Başbakanlık Toplu Konut idaresi ile Ziraat Bankası A.Ş.nin de borçtan müteselsilen sorumlu olduğu gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ve dahili davalılarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve dahili davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davada dayanılan ve arsa sahipleri olarak Anadolu Bankası A.Ş., Okent Ortaklıklar Kenti A.Ş., Birlik Emlak A.Ş. ile yükleniciler olarak da Eksan İnşaat A.Ş. ile Konut Yapım A.Ş. arasında düzenlenip Yapı Kredi Bankası A.Ş. nin de Okent ve Birlik A.Ş.nin hissedarı olarak katıldığı 16.9.1987 tarihli sözleşmenin 5/c maddesi ile arsa sahiplerinden Okent ve Birlik A.Ş.ne pallarına karşılık olarak tüm, parseller üzerinde yapılacak inşaatın satış hasılatının %3,6 nın verileceği belirtildikten sonra bu payın %1.08 .inin sözleşmenin tarafı olmayan davacıya ödeneceği hükme bağlanmış ise de aynı sözleşmenin d/bb maddesinde arsa maliklerine hasılattan ödeme yapılabilmesi, hasılata tekabül eden miktarda Anadolu Bankasına veya göstereceği şahıslarca tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi şartına bağlanmıştır. Yine davada dayanılan ve içerisinde 16.9.1987 tarihli sözleşmeyi imzalayan taraflarında bulunduğu 26.6.1990 noter tastik tarihli Düzenleme Şeklinde Çevre Uygulama Sözleşmesi Ve İnşaat Taahhüt Sözleşmesi başlıklı belgenin 7. maddesi ile davacıya verilen %1.08 oranındaki hak korunmasına karşın, aynı maddenin son paragrafında bu ödemelerin yapılabilmesi için üzerine inşaat yapılacak arsaların Okent A.Ş. tarafından davalı bankaya kesin olarak satışının yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Dava dışı arsa sahibi Okent A.Ş.nin sözleşmeden doğan bu edimini yerine getirdiği iddia ve ispat edilemediği gibi toplanan delilerden Okent A.Ş.nin anılan taşınmazlardaki hisselerini 25.12.1990 tarihinde tapuda dava dışı Başbakanlık Toplu Konut İdaresine satıp, teslim ettiği, satış bedelini aldıktan sonra da adı geçen idare adına aynı tarihte aldığı satış bedeline karşılık fatura düzenlendiği, daha sonra da 16.2.1994 tarihte Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmazların satışını gerçekleştiren kişilerin kendilerini temsile yetkili olmadığı ve bu taşınmazların değerlerinin çok altında satıldıklarından bahisle taşınmazların tapu kayıtlarının iptali istemiyle dava açtığı, açılan bu davasının da reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı lehine sözleşme düzenleyen dava dışı arsa sahibi Okent A.Ş. az yukarıda açıklanan her iki sözleşmeden de doğan edimini yerine getirip taşınmazlarının devrini davalı bankaya sağlamadığına ve davacıya anılan sözleşmelerle şart edilen %1.08 oranındaki hasılat payının da bu arsaların devri şartına bağlı tutulmasına göre gerek arsa sahibi Okent A.Ş. ve gerekse davacı, davalı bankadan talepte bulunamaz. Kaldı ki davacı, anılan taşınmazların dava dışı Okent A.Ş. tarafından 25.12.1990 tarihinde Toplu Konut İdaresine satışından sonra da 16.9.1987 ve 1.6.1990 tarihli sözleşmelerle lehine konulan şartın geçerliliğini koruduğunu yasal delilerle ispat etmiş değildir. Her ne kadar 16.9.1987 tarihli sözleşmenin tarafı olan dava dışı Yapı Kredi Bankası A.Ş. bu sözleşmenin 5/c maddesine dayanarak bu dosyanın da davalısı olan Emlakbank A.Ş.ne karşı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemelerinde hisse payına yönelik olarak açtığı davaları kazanmış, her iki hükmü de kesinleşmiş ise de, anılan sözleşmenin 5/c maddesinin dördüncü bendinde bu davanın davacısından (davacımız) farklı olarak Yapı Kredi bankasına verilecek %6.42 oranındaki hasılat payının ödenmesini sözleşmenin tarafları kabul etmişler ve taşınmazın arsa olarak satılması, müteahhit veya projenin değişmesi hallerinde dahi Yapı Kredi Bankasının haklarının saklı kalacağı öngörülmüş ve böylece anılan bankanın konumu farklı bir duruma getirilip, sözleşmenin taraflarınca garanti altına alınmıştır. Anılan sözleşmede aynı yönde davacı lehine bir hüküm bulunmadığından Yapı Kredi Bankasının Emlakbank aleyhine açtığı davaları kazanmış olması, bu dosyanın davacısına her hangi bir hak bahşetmez. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı ve dahili davalılar yararına BOZULMASINA, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy