(6197 S. K. m. 2, 40)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, eczanesinde kalfa olarak çalışan davalının kendisinden 20.000.000.000.-TL meblağlı bir bonoyu zorla imzalatarak aldığını eczaneyi devir ve teslim etmeden işi terk ettiğini ileri sürerek bononun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında 1.9.1998 tarihinde bir sözleşme yaptıklarını, davacının bu sözleşme ile eczacılık diplomasını aylık 1100 DM bedelle kiraya verdiğini ve eczanenin işletmesini de kendisine devrettiğini, davaya konu bononun sözleşmenin teminatı olarak kendisine verildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu bononun taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 1.9.1998 tarihli eczanenin işletilmesine ilişkin sözleşmenin teminatı olarak verildiği, senedin zorla imzalatıldığı yönünde delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu bononun taraflar arasında düzenlenen 1.9.1998 tarihli sözleşmeye istinaden verildiği mahkemenin de kabulündedir. Anılan sözleşme niteliği itibariyle davacıya ait eczanenin aylık 1100 DM bedelle Eczacılık Fakültesi mezunu olmayan davalı tarafından işletilmesine ilişkin olarak düzenlenmiştir. Bir akit ihtiva ettiği hak ve borçlar itibariyle hukuk düzeninin emredici bir normuyla çatıştığı takdirde hukuka aykırılık söz konusudur. Emredici normlar kamu menfaati ve düzenini korum amacını güderler.
Emredici normlar herkese hitap eden herkese ödevler yükleyen genel ve objektif davranış kurallarıdır. Emredici hukuk kuralına aykırı sözleşmeler batıldır. İlk önce uyuşmazlığa bu açıdan bakılarak incelemek gerekir. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler hakkında kanun hükümleri toplumun sağlığı ve kamu düzeni ile doğrudan ilgili hükümlerdir. Anılan yasanın 2. maddede eczacılık yapabilmek için diğer koşullar yanında temel koşul olarak Türkiye Eczacı Mektep veya Fakültelerinden diploma almak öngörülmüştür. Yasanın diğer maddelerinde de yer yer ve insicamlı bir şekilde bu ilke korunmuş, 40. madde ile de aksine hareket edenler hakkında cezai müeyyideler getirilmiştir. Bu durum karşısında yasanın tüm maddelerinin metinde yazılı şeklinden ve izlediği amaçtan bakıldığında kamu menfaat ve düzenini amaçladığı ve toplumun sağlığı ile doğrudan ilgili emredici hükümler getirdiğinde bir an dahi duraksamaya yer olmamalıdır. Eczane işletmesine ilişkin sözleşmenin bizatihi ve muhtevası itibariyle, eczacı olmayan bir kişinin eczane açmasını ve işletmesini sağladığı ve bunu amaçladığı 6197 sayılı yasanın kamu düzeni düşüncesiyle koyduğu kuralları değiştirmeyi hedef tuttuğu çok açıktır. Bu durumda sözleşmenin amacı ve tarafların akitte kararlaştırdıkları edimi az yukarda açıklanan yasanın emredici normlarıyla çatıştığı için hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı sözleşmeler butlan nedeniyle geçersizdir. Hukuken tarafları bağlamaz ve bir hak ve borç doğurmaz.
Mahkemenin belirtilen hukuk kurallarını düşünmeden hukuki tanım ve yorumlarda yanılgıya düşerek yazılı şekilde sözleşmeyi geçerli kabul edip, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy