(818 S. K. m. 61, 523, 535, 538)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 26.6.2002 ve 1.4.2003 tarihli protokollerle davalı ile Bilişim Teknolojisi ve İnternet Hizmetleri Web Hizmetleri konularında hizmet vermek üzere adi ortaklık kurup faaliyete başladıklarını 6.000.000.000.-TL ortaklık payını davalıya verdiğini ancak davalının ortaklık hükümlerine uymaması sebebiyle 16.7.2003 tarihinde ortaklığı feshettiğini belirterek ödediği 6.000.000.000.-TL'nin faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı adi ortaklığa koyduğu sermaye payını istediğinden ortaklığın tasfiyesini istemiş sayılır. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde tasfiyenin B.K.nun 538 ve devamı maddesi gereğince mahkemece yapılması gerekir.
Mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde taraflardan iddia ve savunmaya ilişkin tüm delilleri istenmeli, bu delillerin ibrasından sonra işin niteliği gözetilerek mahkemece tayin olunacak konusunda uzman bilirkişi marifetiyle tasfiyenin yapılması gerekir. Aksi kararlaştırılmadıkça her bir ortağın koyduğu sermaye miktarı ne olursa olsun kar ve zarardan eşit olarak sorumlu olmaları B.K.nun 523 ve devamı hükmü gereğidir. Öncelikle ortaklığın borçları ve alacaklarının belirlenmesi, ortaklığın mal varlığının karara en yakın tarihteki bedelinin hesaplattırılması, bundan şirketin borçlarının ödenmesi, sonra her bir ortağın avanslarla şirkete yaptığı masrafların ve koydukları sermayelerin iade olunmasından sonra bir şey kalırsa bunun da kar payı olarak ortaklara taksim ettirilmesi gerekir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy