(818 S. K. m. 19, 219, 220) (4077 S. K. m. 1, 8, 9)
Dava: Taraflar arasındaki senet iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile kapıdan satış niteliğinde olan devre tatil sözleşmesi imzaladığını, cayma bildirim belgesi verilmediğini, sözleşme gereği hizmet de verilmediğini öne sürerek, sözleşmenin feshi ile bonolar nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ve senetlerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, kapıdan satış niteliğinde 26.7.1999 tarihli devre tatil sözleşmesi yapılmıştır. Davacı, usulüne uygun cayma bildirim belgesi verilmediğini belirterek bu davayı açmıştır. Davalı ise, davacıya sözleşme yapılırken verdiği cayma bildirim belgesini ibraz etmiştir. Bu belge TKHK.nun 9. maddesine uygun olarak düzenlenmiş olup, davacının imzasını taşımaktadır. Davacı daha sonra 26.9.2000 tarihli ihtarnameyi göndererek, sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
Devre tatil sözleşmeleri BK.nun 19/1. maddesine dayanılarak sözleşme özgürlüğü prensibi içerisinde yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşme BK.nun da düzenlenen sözleşme tiplerinden biri olmadığından atipik sözleşmelerdir. Atın ile sözleşmelerin devre tatil sözleşmeleri ile ilerki olanları ise yasanın tanımladığı değişik akit tiplerini kapsadığından (hizmet, kira, vekalet, satış gibi) karma sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Taraflar arasında yukarıda açıklanan tanıma uygun olarak 26.7.1999 tarihinde sözleşme yapıldığı, tarafların iddia ve savunmaları ile ibraz edilen belgeler gözetildiğinde bu sözleşmenin kapıdan satış niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 1. maddesinde kanunun amacının ekonominin gereklerini ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici zararlarını tazmin edici, çevrece(tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek olduğu anlaşılmaktadır. Şu haliyle tüketici kanununda yer alan hükümler buyurucu nitelikte olup, tarafların sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde imzalayacakları sözleşmelerin yasanın bu buyurucu hükümlerine aykırı olmaması gerekir. Taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmesi yasanın tanımını yaptığı 8. ve 9. maddelerinde belirlenen kapıdan satış niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Kapıdan satışlar iş yeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlar olarak tanımlandıktan sonra, aynı yasa maddesinde bu tür satışlarda tüketicinin 7 günlük tecrübe ve muayene süreci sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbest olduğu vurgulanmıştır. Yasanın 9. maddesi ise satıcının hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış ve içeriği yasada açıklanan cayma belgesini vermeyi satıcıya yükümlülük olarak getirmiştir. Somut olayda satıcının davacıya cayma bildirim belgesi verdiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Burada üzerinde durulması gereken konu, bu tür satışlarda Yasanın 8/2. maddesinde kararlaştırılan cayma hakkının ne zaman başlayacağı yönü üzerinde durmak gerekir. Az yukarda açıklandığı gibi satışın tecrübe ve muayene koşullu olduğu açık ve belirgin bulunduğuna göre, cayma süresinin malın teslimi ile, sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten, malın tüketiciye teslimi sözleşmesi düzenlendiği tarihten sonra ise malın teslim tarihinden, mesafeli satışlarda malın tüketiciye ulaştığı tarihten, hizmet edimlerinde ise hizmet ediminin tüketiciye ifa edildiği anda işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. BK.nun 219-221. maddelerinde tecrübe ve muayene şartlı satım alıcının malı tecrübe ve malı muayene edip tasvip etmesi irade şartına bağlı olarak yapılan satım olarak tanımlanmıştır. 4077 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen satışlar ise BK.nun anlamında tecrübe ve muayene şartıyla satışlardan olup, burada sözleşmeden dönme hiçbir objektif koşula bağlanmamış, tamamen tüketicinin iradesine bırakılmıştır. Sözleşmenin taraflarca imzalanması ile cayılıp cayılmayacağının bildirilmesi arasında süresinde sözleşme henüz hükümlerini doğurmaz. Sözleşmenin hükümleri bu aşamada askıda olup, tüketici bu süre içinde caymazsa sözleşme başladığından itibaren hükümlerini doğurur. Cayması halinde başlangıcından itibaren hüküm doğurmaz. Sözleşmenin 4. ve 5. maddelerine göre kullanma tarihi muayyen değildir. Tatilin kullanılacağı dönem açık ve net olmalıdır. Sözleşmenin asıl edim yükünü, davacının ödediği bedel karşılığında davalının da belli bir dönemde kullandırmasıdır. Bunun da duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık ve belirgin olması gerekir. Bu durumda dava açıldığı tarihte ve ihtarnamenin gönderildiği tarihte sözleşme aslında olup, henüz davacının cayma hakkı süreci başlamamıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 11.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy