(4077 S. K. m. 1, 8, 9) (818 S. K. m. 19, 219, 220, 221)
Dava: Taraflar arasındaki senet iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 28.6.2002 günü gittiği Marmaris'te tura davet edildiğini, tur sonrası davet edildikleri otelde yüksek sesli müzik, anonslar ve görevlilerin ısrarlı anlatımları sonucu imzaladıkları sözleşmenin içeriğini sonradan anladıklarını, bedelin fahiş, dönemin ise okul zamanına denk geldiğini fark ettiklerini kendilerine cayma belgesi verilmediğini 9.7.2002 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiklerini bu aşamada davalının cayma bildirimini gönderdiğini bunun fark edilmeden imzalatılmış olduğunu, kendilerinde suretinin bulunmadığını, edimler arası alıp nispetsizlik olduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshini, senetlerin iptalini, borçlu olmadığının tespitini feshin kabul edilmemesi halinde sözleşme bedelinin % 30'unu ödemek kaydıyla feshine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cayma belgesinin verildiğini, süresinden sonra yapılan feshin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, kapıdan satış niteliğinde 28.6.2002 tarihli devre tatil sözleşmesi yapılmıştır. Davacı, sözleşmenin geçersiz olduğunu, ayrıca usulüne uygun cayma bildirimi belgesi verilmediğini belirterek iş bu davayı açmıştır.
Davalı ise, davacıya sözleşme yapılırken verdiği cayma bildirimi belgesini ibraz etmiştir. Bu belge, TKHK'nun 9. maddesine uygun olarak düzenlenmiş olup, davacının imzasını taşınmaktadır. Davacı daha sonra 9.7.2002 tarihli ihtarnameyi davalıya göndererek, sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.
Devre Tatil Sözleşmeleri BK'nun 19/1 maddesine dayanılarak sözleşme özgürlüğü prensibi içerisinde yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşme BK'nun da düzenlenen sözleşme tiplerinden biri olmadığından atipik sözleşmelerdir. Atipik sözleşmelerin devre tatil sözleşmeleriyle ilgili olanları ise yasanın tanımladığı değişik akit tiplerini kapsadığından (hizmet, kira, vekalet, satış gibi) karma sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Taraflar arasında yukarıda açıklanan tanıma uygun olarak 28.6.2002 tarihinde sözleşme yapıldığı, tarafların iddia ve savunmaları ile ibraz edilen belgeler gözetildiğinde bu sözleşmenin kapıdan satış niteliğinde olduğu ve kullanım başlangıcının ise 28.3.2005 tarihli olup tahsis edilen dönemin ise 14 hafta olarak kararlaştırıldığı dosyada yer alan Sözleşmeden anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanunun 1. maddesinde onunun amacının ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek olduğu anlaşılmaktadır. Şu haliyle tüketici kanununda yer alan hükümler buyurucu nitelikte hükümler olup, tarafların sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde imzalayacakları sözleşmelerin yasanın bu buyurucu hükümlerine aykırı olmaması gerekir. Taraflar arasında yapılan devre tatil Sözleşmesi yasanın tanımını yaptığı 8. ve 9. maddelerinde belirlenen kapıdan satış niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Kapıdan satışlar işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlar olarak tanımlandıktan sonra, aynı yasa maddesinde bu tür satışlarda tüketicinin 7 günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbest olduğu vurgulanmıştır. Yasanın 9. maddesinde ise satıcının hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 punda siyah koyu harflerle yazılmış ve içeriği yasada açıklanan cayma belgesini vermeyi satıcıya yükümlülük olarak getirmiştir. Somut olayda satıcının davacıya cayma bildirim belgesini verdiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Burada üzerinde durulması gereken konu bu tür satışlarda yasanın 8/2. maddesinde kararlaştırılan cayma hakkinin ne zaman başlayacağı yönü üzerinde durmak gerekir.
Az yukarıda açıklandığı gibi satışın tecrübe ve muayene koşullu olduğu açık ve belirgin bulunduğuna göre, cayma süresinin malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten, malin tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise, malın teslim tarihinden, mesafeli satışlar da malın tüketiciye ulaştığı tarihten, hizmet edimlerinde ise hizmet ediminin tüketiciye ifa edildiği anda işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. BK'nun 219-221. maddelerinde tecrübe ve muayene şartlı satım alıcının malı tecrübe ve malı muayene edip tasvip etmesi irade şartına bağlı olarak yapılan satım olarak tanımlanmıştır. 4077 sayılı kanunun 8. maddesinde düzenlenen satışlar ise BK'nun anlamında tecrübe ve muayene şartıyla satışlardan olup burada sözleşmeden dönme hiçbir objektif koşula bağlanmamış, tamamen tüketicinin iradesine bırakılmıştır. Sözleşmenin taraflarca imzalanması ile cayılıp cayılmayacağının bildirilmesi arasında süresinde sözleşme henüz hükümlerini doğurmaz. Sözleşmenin hükümleri bu aşamada askıda olup, tüketici bu süre içinde caymazsa sözleşme başladığından itibaren hükümlerini doğurur, cayması halinde başlangıcından itibaren hüküm doğurmaz. Taraflar arasında devre satış sözleşmesi imzalamakla birlikte, kullanım başlangıcının 28.3.2005 tarihi olup dönem tarihinin ise 14. hafta olarak kararlaştırılması karşısında cayma süresinin ancak bu tarihte başlayacağının kabulü gerekir.
Devre tatil hizmetinin 2005 yılının 14. haftasında davacıya teslim edileceğini göstermektedir. Ayrıca sözleşme düzenlenirken, devre tatilin kullanılacağı dönem olarak 14. hafta şeklinde açık ve net olmayan bir ifade kullanılmamalı, tatilin kullanılacağı dönem belli bir tarih olmalıdır. Bu durumda, dava açıldığı tarihte ve ihtarnamenin gönderildiği tarihte, sözleşme askıda olup, henüz davacının cayma hakkını kullanma süresi başlamamıştır. Mahkemece davanın kabulü gerekirken, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy