(2004 S. K. m. 72) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıdan aldığı kredi kartı borcunu ödeyemediği için temerrüde düştüğünü, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince 27.3.2003 tarihinde davalıya başvurduğunu, kendisine ödeme tablosu verildiğini, ancak, borç hesabının fahiş olarak çıkartıldığını ileri sürerek 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince borcun tespiti ile 12 eşit taksitte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, ödeme planının yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile icra takibine konu olan davacı borcunun 4.462.733.973 TL. olduğunun ve 15.5.2003 tarihinde başlayan aylık taksitlerin 371.894.498 TL. olduğunun, yapılan ödemelerin taksit ödemesi olarak indirilmesi gerektiği ve geciken aylık taksitlere ödeme tarihlerine göre senelik %50 faiz uygulanması gerektiğinin saptanmasına karar vermiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dava tarihinden sonra yapılmış olan ödemeler, infaz sırasında gözetilip mahsup edilebileceğine ve yasada protokole uymayan ya da ilk taksiti yatırmayanın bu yasadan yararlanamayacağına dair bir düzenleme bulunmadığına göre davalı bankanın ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalı bankanın 4822 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce davacıya gönderdiği 28.1.2003 tarihli ihtarın davacıya tebliğ tarihi belli değildir. Bunun tespiti ile davacıya tanınan 24 saatlik sürenin dolması sonucu davacının temerrüde düştüğü kabul edilmelidir. Buna göre temerrüt tarihinin öncelikle tespit edilmesi gerekir. Mahkemece, tüm borç ekstreleri getirtilerek davacının temerrüde düştüğü tarihten, bankaya başvurduğu 27.3.2003 tarihine kadar geçecek süreye 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince %50 faiz uygulanması ve başvuru tarihindeki ödemesi gereken miktarın belirlenmesinden sonra bu dönemde yapılan ödemeler varsa düşülmesi ve bundan sonra da davalı tarafından yapılan icra takip, harç ve giderleriyle buna ilişkin vekalet ücreti BSMV ilave edildikten sonra bulunacak borç miktarının toplamının 12. ye bölünerek aylık ödeme tutarlarının da belirlenmesinden sonra davacının borcunun varlığı saptanıp davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dairemiz uygulamalarına uygun düşmeyen bilirkişi raporuna itibar edilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy