(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının su abonesi olduğunu, davalı idarece fazla su tahakkuku yapıldığını, aboneliğin resmi daire olup, çalışanların tükettiği suyun ayda 10.000 metreküp olmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını ileri sürerek, faturada belirtilen miktarda borçlu olmadığının tespiti ile, ayrıca tahakkuka esas alınan söz konusu yönetmelik maddelerinin idare aleyhine haksız şart olduğu dikkate alınarak ilgili maddenin iptalini istemiştir.
Davalı, dava konusu abonelikte su sayacının 05.04.2002 gününde borç ödenmediğinden 21.04.2000 gününde söküldüğünü, bu tarihten itibaren su sayacı olmadan kaçak su kullanıldığını, ayrıca 1998, 1999 yılı ile 2000 yılı 1, 3, 4, 5. dönem tahakkuk eden su borcunun da davacı tarafından ödenmediğini, bu sebeple tahakkukun doğru olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının davalıya 618.253.212.496 TL borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ait isteminin reddine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa'nın 3. maddesinin (e) bendinde tüketici Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlamıştır. Davacı, davalının üretip sattığı suyu mesleki amaçlarla ve ayrıca sayaç söküldükten sonrada kaçak olarak suyu kullandığından anılan yasada tanımlanan tüketici tanımına uymamaktadır. Bu sebeple olayda 4077 s. yasanın hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı gibi, eldeki davaya bakma görevi tüketici mahkemesinin değil, asliye hukuk mahkemesinindir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ait olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda, mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
2) Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davalı tarafça temyiz edilen kararın 1 nolu bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen sebeple sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 02.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy