(2004 S. K. m. 67, 68)
Dava: A.G. vekili ile M.B. aralarındaki dava hakkında Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 1.7.2003 tarih ve 929-510 sayılı hükmün Dairenin 24.3.2004 tarih ve 14274-3917 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Davacı, davalıya 9000 DM borç para verdiğini, karşılığında davalıdan 9.5.1999 keşide tarihli, 9.6.1999 ödeme tarihli bono vasfında olmayan senet aldığını, davalının borcunu ödememesi üzerine, davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının itiraz ettiğini, davalı aleyhine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, hakkında Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dolandırıcılık suçundan dava açıldığını, davalının ceza davası sırasında 9000 DM borç aldığını ikrar ettiğini, ceza mahkemesi kararında da bu durumun tespit edildiğini, borçlu olmadığı ispat külfetinin davalıda olduğunu, haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir.
Davalı, davacıdan muhtelif tarihlerde, muhtelif miktarlarda borç para aldığını, davacıya olan borcunun 175.000.000 TL ile 1750 DM olduğunu, bu miktar üzerinden borcu kabul ettiğini davacıya davaya konu senedi verdiğini, ancak borç hanesini boş bıraktığını, davacının borcunun çok üzerinde 9000 DM yazarak doldurduğunu, ceza mahkemesindeki ifadesinin yanlış anlaşıldığını, hazırlık soruşturmasındaki ifadesinde borcunun miktarını 175.000.000 TL ve 1750 DM olduğunu kabul ettiğini, davacıya olan borcunu Ankara 14. İcra Müdürlüğü'nün 2002/7400 takip sayılı dosyasına 25.10.2002 tarihinde ödediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini dilerken, davacının %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın bono niteliğinde olmayan belge dışında başka bir belge ibraz edemediğinden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 24.3.2004 gün 2003/14274 esas, 2004/3917 sayılı kararı ile onanmış, bu defa davacı Dairemiz onama ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. .
Davacı tarafından davalı aleyhine 9000 DM bedelli senede dayalı borcunun ödemediğinden bahisle icra takibi başlatılmıştır. İcra takibi sırasında borcun dayanağı olarak Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2000/274 esas sayılı dosyasındaki 14.6.2000 tarihli duruşma zaptında, davalının "müştekiden borç para aldığım doğrudur, aldığım borcuma karşılık 9.5.1999 keşide tarihli 9.6.1999 vade tarihli bonoyu verdim, bono altındaki imza bana aittir, borcumu ödeyemedim, ileride ödeyeceğim" şeklindeki beyanları ile ceza mahkemesinin ilamında, "sanığın senet karşılığında müdahilden aldığı 9000 DM ödemediği, iddia, savunma 9.5.1999 keşide tarihli bono içeriği ve tüm dosya kapsamı gibi delillerle sabittir" hukuki tespitinin yer aldığını, hükmün taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hukuk hakimi, Ceza Mahkemesi kararında yer alan hukuki tasniflerle bağlıdır. Davalının 14.06.2000 tarihli duruşma zaptındaki beyanları, gerek ilamda yer alan hukuki tespite göre, davalının davacıya borcu bulunduğu, bu borcuna karşılık olarak 09.05.1999 keşide tarihli 09.06.1999 vadeli borçlu ismi adresi ve senet altındaki imza kendisine ait olan senedi verdiği kabul edilmektedir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık senet miktarı konusundadır. Davalı tarafından borcu karşılığında verildiği, keşide ve düzenleme tarihleri ile isim ve adresleri kendisi tarafından yazılmış ve imzanın kendisine ait olduğu kabul edilen senetten doğan borcun, senette yazılı tutar olduğunun kabulü gerekir. Aksine iddia edenin iddiasını yasal delil ile ispat etmesi gerekir. HUMK.na göre yazılı belgeye karşı yazılı delille ispat zorunluluğu bulunmakta olup borcunun gerçekte yazılı tutardan daha az olduğunu iddia eden davalının bu iddiasını yazılı bir belge ile ispat etmesi gerekecektir. Davalı borçlu olduğu tutarın senette yazılı olduğunun aksine 1750 DM ve 175.000.000 TL olduğunu gösteren hiçbir yazılı belge sunamamış olup, borcun senette yazılı olduğunun aksine 9000 DM değil, 1750 DM ve 175.000.000 TL olduğu iddiasını da ispatlayamamıştır. Hal böyle olunca, davacının senet altındaki imzanın kendisine ait olduğu kabul edilen 09.05.1999 keşide tarihli, 09.06.1999 vadeli senede dayalı olarak davalıdan 9000 DM alacağının bulunduğu sonucuna varılacağından, mahkemece davanın kabulü yerine ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, sehven onandığı anlaşılmış olmakla, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairemizin 24.03.2004 gün 2003/14274 esas 2004/3917 karar sayılı onama kararının kaldırılarak, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 24.03.2004 gün 2003/14274 esas 2004/3917 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine 15.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy