(4077 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı seyahat acentasının 4.12.2002-8.12.2002 tarihleri arasında düzenlediği tura iki arkadaşı ve dedesi ile birlikte katıldığını, tur bedelini kendisinin ödediğini, tur boyunca hizmette aksamalar olduğunu ileri sürerek kişi başına 150.000.000 TL'de 4 kişilik rezervasyon bedeli olan 600.000.000 TL maddi tazminat ile kişi başına 150.000.000 TL olmak üzere toplam 600.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, programda aksama olmadığını, davacının sadece kendisiyle ilgili talepte bulunabileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının sadece kendisi için talepte bulunabileceği, dava açma tarihinde doğrudan dava açma sınırının 4077 sayılı yasanın 22. maddesi uyarınca 292.040.658 TL olduğu, davacının tüketici hakem heyetine gitmeden doğrudan dava açamayacağı gerekçesiyle, davacının kendisi ile ilgisi olmayan 450.000.000 TL maddi ve 450.000.000 TL manevi tazminat taleplerinin sıfat yokluğu nedeniyle reddine, davacının kendisine yönelik maddi tazminat talebinin ise 4077 sayılı yasanın 22. maddesinde belirlenen sınırın altında kaldığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HGK'nun 25.3.1953 gün, 4/47 esas, 35 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere husumet konusu, davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de resen nazara alınması gereken bir durumdur. Mahkemece yapılacak inceleme sonucunda taraflarından birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varılırsa bu durum davanın esastan incelenmesini engellemez. İnceleme sonunda davada sıfat bulunmadığının anlaşılması halinde davanın esastan reddi gerekir. Ne var ki mahkemece böyle bir karar verilebilmesi için işin esasının incelenmesi zorunludur. Dava konusu olayda davacı 600.000.000 TL maddi ve 600.000.000 TL de manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Bu miktarlar davanın konusunu oluşturmaktadır ve 4077 sayılı yasanın 22. maddesindeki miktarlar açısından bu dava konusu miktarın göz önünde tutulması gerekir. 2002 yılı için 4077 sayılı yasanın 22. maddesinde belirlenen miktar ise dava edilen taleplerin altında olduğu için davacı tüketici hakem heyetine gitmeden de doğrudan mahkemeye dava açma hakkına sahiptir. Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy