(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, davalıya ait daireyi 31.10.2001 tarihli harici satış sözleşmesi ile satın aldıklarını, karşılığında 29 adet bono verildiğini, sözleşmenin 12. maddesi uyarınca dairenin tesliminin 01.12.2002 tarihi olarak kararlaştırıldığını, süresinde teslim edilmemesi halinde satıcı davalının 6 aylık dilimler halinde 1.000.000.000 TL gecikme bedeli ödeyeceğini kararlaştırıldığını, dairenin 01.12.2000 tarihinde teslim edilmemesi üzerine davalının 1.000.000.000 TL gecikme bedeli ödediğini, 01.06.2003 tarihinde ödenmesi gereken 1.000.000.000 TL gecikme bedelini ödemediğini, bu bedelin ödenmemiş olması nedeniyle sözleşmenin 13. maddesi uyarınca davalının aleyhinde 05.08.2003 vade tarihli 1.500.000.000 TL bedelli bonoya dayalı icra takibi başlattığını, bononun bedelsiz olduğunu ileri sürerek ödemek zorunda kaldıkları 1.600.000.000 TL'nin davalıdan faiziyle tahsilini istemişlerdir.
Davalı, davacıların sözleşmenin 12.maddesini yanlış yorumladıklarını, dairenin 01.12.2002 tarihinde teslim edilmemesi üzerine 6 ay sonra gecikme bedelini davacılara ödediğini, sözleşmenin 13. maddesi uyarınca senetlerin hükümsüz olmadığını davacıların 05.08.2003 vade tarihli bono bedelini ödemediklerini ve ödeme planına göre senetlerden birinin ödenmemesi halinde satış sözleşmesini hükümsüz kaldığını savunarak davanın reddi dilemiştir.
Mahkemece, harici sözleşmenin 12. maddesi uyarınca davalının teslim tarihinden 6 ay sonrası için gecikme bedelini ödediğivesözleşmenin13.maddesinin uygulama yeri olmadığı davalı tarafından takibe konulan senedin hükümsüz olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmaz satışından kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesinde taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Tapu kaydının davalı adına olması halinde yapılan harici satış TMK 706. madde BK.213 ve tapu kanununun 26. maddesi hükmüne göre geçersizdir. Bu nedenle taraflar ancak verdiklerini isteyebilirler. Şayet sözleşmeden sonra tapu kaydı davacı tarafa geçmiş ise bu defa sözleşmenin diğer yan yükümlülükleri geçerli hale gelir. Hal böyle olunca sözleşmeye dayanılarak hak talep edilebilir. Bundan ayrı taşınmaz dava dışı 3. kişi adına tapuda kayıtlı iken davalı taraf yüklenici sıfatı ile kayıt maliki ile eser sözleşmesi yapmış ve satışa konu olan yerde aynı sözleşmede davalıya kalmış ise harici satış, alacağın temliki hükümlerine göre geçerli olup bu nedenle de taraflar sözleşmeye dayanarak yan yükümlülüklerinin yerine getirilmesini isteyebilirler. Mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında inceleme ve araştırma yapılarak, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli bir sözleşme veya sonradan geçerli hale gelen bir sözleşme olup olmadığının tespiti ve hükümlerinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelenmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istem halinde iadesine, 01.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy