(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan 1000 dönüm araziyi kiraladığını, sözleşmeye göre 1.ürün buğday, 2.ürün mısır ekilmesinin kararlaştırıldığını, kira bedeline mahsuben 26.07.1999 günlü 5.000.000.000 TL ve tarihsiz 15.000.000.000 TL bedelli iki adet çek verdiğini, ancak buğday mahsulünden sonra mısır ekiminin yapılmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, ilk ürün için kira bedeli olarak 8.000.000.000 TL. nı davalıların vekiline havale ettiğini, ancak çekler karşılıksız kaldığı durumda iade edilmediğini ileri sürerek, çeklerin iptali ile bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının çeklerin hangi hukuki ilişki için verildiğini, ödeme iddiasını ve çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalıların 8.000.000.000 TL. lik ödemenin kira ilişkisine ilişkin olmadığına ait yemin ettikleri ve havalede de meşruhat olmadığı nazara alınarak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit davası olup, davacı kira sözleşmesine dayanarak verdiği çeklerin karşılıksız kaldığını ileri sürmüştür. Davalılar ise savunmasında, çeklerin kendi ellerinde olduğunu, davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini ileri sürmüştür. Kural olarak menfi tespit davasında, ispat yükü alacaklı tarafa aittir. Davacı çeklerin kira sözleşmesi için verildiğini ileri sürmüş, davalı ise herhangi bir gerekçe göstermeden ispat yükünün davacıya ilişkin olduğunu savunmuştur. Mahkemece de, davalıların bu savunmasına dayanılarak, ispat yükü davacıya yüklenmiş, yemin hakkı hatırlatılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin öteden beri uygulana gelen görüşlerine göre, ispat yükü kendisinde olmayan tarafın teklif ettiği yeminin kabul ve eda edilmesinin sonuca etkisi yoktur. Davacı borçlu olmadığı ve kira sözleşmesine dayanan çekler verildiğini iddia ettiğine göre, alacaklı halde olan davalıların, alacağının hukuki dayanağını açıklayıp bunu da kanuni delillerle kanıtlaması gerekir. Mahkemece, yemin dahil her türlü yazılı delillerini ibraz etmesi için davalılara süre verilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. İspat yükü ters çevrilerek yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedendir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.09.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı taraf, davalıların murisleri ile arasındaki kira sözleşmesine dayanarak, kira bedeline mukabil bir tanesi 15.000.000.000 TL. lık diğeri 5.000.000.000 TL. lık iki adet çeki davalıların murisine verdiğini, kira konusu tarlaya yalnızca bir ürün ekip yetiştirdiğini ikinci ürünün ekimini yapmayarak sözleşmenin feshedildiğini tek ürün için murisin adına anlaşarak bankaya 8.000.000.000 TL. yatırdığını ancak çeklerin iadesi gerekirken bu yapılmadığından söz konusu iki çekin karşılıksız kalması sebebiyle iptal edilmesine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiş;
Davalı taraf ise davacının davasını senetle kanıtlaması gerektiğini 8.000.000.000 TL. lık ödemenin somut olayla ilgisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş ve davacının teklif ettiği yemini eda ederek murislerine banka havalesiyle yapılan 7.750.000.000 TL. lık ödemenin murislerinin beyanına göre davacının davasını dayandığı olayla ilgisi bulunmadığına dair beyanda bulunmuşlardır.
Davalılar davacının teklif ettiği yemini yukarıda belirtilen biçimde eda ettikleri anlaşılmaktadır. HUMK. nun 345. maddesine göre murisleriyle ilgili dava konusu olay-zatlarından sadır olmadığından kendilerine yöneltilen yeminle ancak olay hakkındaki bilgileri konusunda yemin etmeleri istenebilir. Davalılarda buna uygun olarak yeminli beyanlarında olayla ilgili bilgilerini açıklamışlardır.
Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşerse de bu kural mutlak olmayıp bir senedin karşılıksız olduğunun iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları ve ilmi görüşler bu yoldadır.
Davacı bu açıklama ışığında illetten mücerret ödeme vasıtası vasfında olan dava konusu çeklere karşı davasını kanıtlayacak yazılı belge ibraz edemediğinden yukarıda anlatıldığı biçimde yemin teklifinde bulunmuş ve teklif ettiği yemin davalıların zatından sadır olmayan bir olayda ilgili olmadığından davalılar bu olayla ilgili bilgileri hakkında beyanlarını yeminleri tahtında bildirmişlerdir. Bu halde davacının davasını kanıtlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan usul ve kanuna uygun olan mahkeme hükmünün onanması gerektiği görüşündeyim bu sebeple çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy