(6762 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 18, 19, 248)
Dava: Taraflar arasındaki kira uyarlaması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı karşı davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Şadan Giral ile davacı vekili avukat Göksu Aslan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı şirket, 01.03.1999 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile davalıya ait taşınmazı kreş olarak kullanmak üzere yıllık 20.000 Dolar bedelle kiraladığını, ilk ve 2. yıl kira bedelinin tamamen ödendiğini, ancak 2001 yılı Şubat ayında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle edimler arasındaki dengenin aleyhinde bozulduğunu, işlem temelinin aleyhinde çöktüğünü ileri sürerek, kira bedelinin yıllık 10.500 Dolar olarak uyarlanmasını istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise davacı karşı davalının proje harici yaptığı camlı bölmeyi kaldırmadığını, bu nedenle Belediye encümenince 500.000.000 TL para cezası ödenmesine karar verildiğini, bu parayı ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, 500.000.000 TL'nin ödeme tarihi olan 16.04.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, 01.03.2000 tarihinden itibaren kira bedelinin 13000 Dolar olarak uyarlanmasına, karşı davanın kabulü ile 500,000,000 TL.nin ödeme tarihi olan 16.04.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm davalı karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı şirketin, davalıya ait taşınmazı 01.03.1999 tarihli kira sözleşmesi gereğince 5 yıl süreyle yıllık 20.000 Dolar kira bedeli ile kiraladığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme ile kararlaştırılan yıllık 20.000 Dolar kira bedelinin günün ekonomik koşulları altında çekilmez hal alması ve böylece işlem temelinin çekmesi olgusuna dayalı kira parasının uyarlanması isteğine ilişkindir. Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık ( ahde vefa-pacta sund servenda ) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde, taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu ( denge aleyhine bozulan taraf ) sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak ve adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet ( MK.nun 2.4 mad. ) kaidesine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık ( Clausula Rebus Sic Stantibus-Beklenemeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde yıllardır süren enflasyon eşya fiyatlarındaki beklenenin üzerindeki artışlar, Türk parasının yabancı paralara karşı sürekli değer kaybetmesi toplumun yaşamını ağırlaştırmakta ve huzursuzluk kaynağı olmaktadır. İşte bu açık olgu karşısında kiralayan mal sahiplerine enflasyonun rizikolarından korunmak amacıyla dövize endeksli kira sözleşmeleri düzenledikleri bir gerçektir. Devalüvasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, belli ekonomik dar boğazlardan sonra meydana geldiği de bilinen bir gerçektir. Davacı TTK.nun 18/1 maddesi hükmüne göre tacir olup, aynı yasanın 20. maddesine göre ticarethaneye ait faaliyetlerinden dolayı basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Yabancı para karşısında sürekli değer kaybeden Türk Parası yerine döviz ile sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması da kabul edilemez. Davacının bunu tahmin etmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2- Davacının açtığı uyarlama davasının kısmen kabulüne karar verildiği halde, reddedilen bölüm için davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerinin de kabul ve red oranına göre hesap edilmesi olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy