(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 1, 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı Türkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.nin aleyhinde telefon borcu ödenmediğini iddia ederek, icra takibinde bulunduğunu, ne var ki, telefon abonesi olmadığı gibi, cep telefonunun da bulunmadığını, hiç borcu olmadığı halde 175.000.000 TL davalı vekilinin banka hesabına yatırdığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile ödediği 175.000.000 TL. nin faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, görevli mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğunu bildirerek, görev itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu bildirilerek, görevsizlik kararı verilmiştir.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Amaç başlıklı 1. maddesinde, yasanın amacı açıklandıktan sonra, kapsam başlıklı 2. maddesinde Bu kanun, 1. maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu, her türlü tüketici işlemini kapsar hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mali alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade der. Satıcı, kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, bir mal veya hizmeti, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için, yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet şahsına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı (satıcı), davacı (alıcı) ya abone sözleşmesine dayanarak telefon konuşma ücretinin ödenmediğinden bahisle icra takibinde bulunmuş, davacı ise davalı ile arada sözleşme ilişkisi olmadığını ileri sürerek, iş bu menfi tespit davasını açmıştır. Hal böyle olunca, somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında 4077 sayılı Yasa kapsamında sözleşme ilişkisinin bulunduğunun kabulü gerekir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler, kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken, sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy