(818 S. K. m. 522, 530)
Dava: Taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Kani Genç geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılarla birlikte pamuk ve çiğit üretimi konusunda adi ortaklık oluşturduklarını davalıların kendisine kar payı vermediklerini 1984-1997 yılları arasında adi ortaklığın elde ettiği kardan hissesine 120.616.012.800 TL düştüğünü, sermaye hissesi toplamından da hissesine düşen miktarla birlikte toplam alacağının 168.575.979.586 TL olduğunu ileri sürerek bu miktarın 08.03.1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar davacının gerçek gelir mükellefi olup 1984-1997 yılları arasında 14 yıllık vergi matrahı olarak vergi dairesine 2.474.941.943 TL bildirdiğine, bu bildirimin davacıyı bağlayacağını, davacının iddia ettiği kadar gelir elde edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde hiç kar payı almadığını ileri sürmesine rağmen dava konusu dönemlerde güncelleşmiş haliyle 34.069.136.888 TL gelir elde ettiğini ve bu miktarları vergi dairesine bildirdiğini, vergi dairesine bildirdiğinden daha fazla kar söz konusuysa bunu almadığını ispat yükünün davacıda olduğu, vergi dairesine bildirilen karı almışsa gerçek miktardaki fazla karı da aldığı yönünde karine oluştuğu, 14 yıl boyunca kar payı almadığının ileri sürülmesinin mantık dışı olduğu, davacının önceki davada kar payı olarak talep ettiği miktar ile bu davadaki miktar arasında büyük fark bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalıların Pamuk işletme ve çiğit üretme hususunda adi ortaklık oluşturdukları tarafların kabulündedir. Davacının davalıların yönetici ortak olduklarını, gelir ve giderlerin davalılarca yapıldığını, kayıtların davalılar tarafından tutulduğuna dair iddiasına davalılar tarafından karşı koyulmamış olup, davalıların yönetici ortak oldukları hususu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalılar tarafından daha önce açılan adi ortaklığın feshi ve malların tasfiyesi istemli dava tarafların adi ortaklığı rızaen sona erdirdikleri gerekçesiyle reddedilip temyiz edilmeyerek kesinleşmişse de, davacı bu davada kar payı ile birlikte sermaye hissesinin de tahsilini istemiş olmakla taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin mahkeme vasıtasıyla yapılması zorunludur. Öte yandan davacının adi ortaklıkta 1/3 paya sahip olduğuna dair iddiasına da davalılar karşı koymamışlardır. Bu itibarla davacının 1/3 paya sahip olduğunun kabulü gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacının vergi dairesine vergi matrahı bildirmiş olması adi ortaklıktaki kazancının bu miktardan fazla olmadığını göstermeyeceği gibi, bu miktardan fazla kar elde edilmişse bunu da aldığını göstermez. Kar payının ödenip ödenmediği hususunda adi ortaklığın devamı süresince herhangi bir niza çıkmaması da davacının bu davayı açmasına engel olmadığı gibi ortaklıktan kar payını istemesine de engel değildir. Davacının, davalılar tarafından daha önce açılan davada kar payı olarak 3.000.000.000 TL istemesi, o davada fazlaya dair haklarını saklı tutması nedeniyle bu dava için engel bir durumda oluşturmaz. Mahkemece yapılması gereken iş yönetici konumunda olan davalıdan hesap istenerek tarafların uyuşup uyuşmadıkları hususları belirlenmeli, uyuşamadıkları hususlarda tarafların delil ve karşı delilleri sorularak toplanmalı, tarafların iddia ve savunmalarında bahsi geçen hususlar tek tek irdelenmeli, davalıların savunmasında yer alan icra dosyaları ile izale-i suyu dosyaları ile ortaklığa ait demirbaşların davalılarca satın alındığına dair iddialarda gözetilerek değerlendirilmeli, davacıya kar payının ödendiğinin ispat yükümlülüğünün davalılarda olduğu kabul edilmek suretiyle tüm deliller toplandıktan sonra dosya üzerinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetine ve dosya kapsamına aykırı gerekçelerle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 24.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy