(4822 S. K. geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki borcun tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyemediğini, hakkında icra takibi yapıldığını, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için davalıya başvuruda bulunduğunu ancak hesaplamanın fahiş yapıldığını ileri sürerek borcun tespitine, ödemelerinin mahsubuna ve taksitlendirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, banka 4822 sayılı yasaya göre davacının borcunu tespit ederek davacıya bildirdikleri ancak davacının borcun ilk taksitini ödemediğini, yasadan yararlanamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının tespit talebinin kabulüne, bilirkişi raporuna göre davacının 5.150.876.496 TL borçlu olduğunun ve aylık taksitlerin 429.239.708 TL. olmak üzere 12 eşit taksit halinde ve 14.3.2003 tarihinde 1.682.000.000 TL. ödenmiş olması nedeniyle 4. taksitin 34.958.832 TL. olarak ödenmesi gerektiğinin tespitine, icra takibinin bu miktarlar üzerinden devamına, fazla kısmın iptaline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir.
Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki anaparadan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda mahkemece yukarıda açıklanan şekilde davacının ödemeleri de mahsup edilerek borcun tamamen tasfiyesine karar verilmesi gerekirken icra takibinin kısmen iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davacının başvurusu üzerine davalı banka tarafından davacının borcunun 6.338.400.000 TL. olarak bildirildiği, davacının bu miktarı fahiş bulduğu ve borcunun 4.431.611.294 TL. olduğunu kabul ettiği dosya kapsamından anlaşıldığına göre yargılama giderlerinin bu miktarlar ile kabul ve ret oranı gözetilerek belirlenmesi ve reddedilen miktara göre davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesi ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün taraflar, 3. bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 01.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy