(2709 S. K. m. 36) (818 S. K. m. 49, 98)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının avukatı olarak alacağının tahsili için icra takiplerinde bulunduğunu, 1. takip dosyasının sonuçlandığını, 2. takip dosyasında hacizli malın satışı için ulaşım giderinin karşılanmaması nedeni ile geç kaldığını ve satışın düştüğünü, bunun üzerine davalının Baro Başkanlığına yazdığı şikayet dilekçesinde işi savsaklamış ve yapmamıştır ibareleri ile şahsına yönelik hakarette bulunduğu, Baro Başkanlığınca talebinin reddedildiğini, ileri sürerek, 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, manevi tazminatın koşullarının bulunmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şikayet dilekçesindeki anlatım ve ifadenin davacının onur ve şerefine saldırı niteliğinde bulunduğundan 300.000.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir. Dava konusu olayda, davalı tarafından 8.8.2001 tarihinde Baro Başkanlığına verilen şikayet dilekçesinde, avukatım bulunan bu şahıs işi takip etmeyerek satışını yapılmasını sağlayamamış, ve bu şekilde bir nevi davalı yani borçlu lehine hareket etmiş bulunmaktadır. Kendisine sorduğumda geç kaldım gidemedim diyerek, kendi beyanı ile işi savsakladığını söylemiştir. şikayetçiyim. ibareleri yazılıdır. Baro başkanlığınca da davacı avukatın disiplin kuruluna sevkine gerek olmadığına karar verilmiştir.
İhbar ve şikayet hakkının kullanılması, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Şikayet dilekçesinin içeriğinden davalının Anayasa ile öngörülen şikayet hakkını kullandığı, kişilik hakkına saldırı niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan 1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy