(818 S. K. m. 106, 213) (1086 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 946 nolu parseldeki 17 ve 18 nolu dairelere isabet eden hisseyi kat mülkiyetine geçilmediğinden 19.9.2001 tarihinde tapuda satın aldığını ve 27.9.2001 tarihinde de satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, ancak dairelerin teslim edilmediğini, başkalarına satılıp 3.şahıslar tarafından ikamet edildiğini öğrendiğini, bu nedenle zarar uğradığını ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak, 10.000.000.000 TL. satış bedeli ile 5.000.000.000 TL. uğranılan zarar tutarı toplam 15.000.000.000 TL.nın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının imar kanununa aykırı olarak yapılan ve kat mülkiyeti ve müstakil kullanma imkanı bulunmayan dava konusu taşınmazları satın aldığını, bu nedenle satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının tapunun iptali ile ödediği 4.000.000.000 TL.nı talebe hakkının olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesi ile tapu kaydının iptal edilmediği ve iptali de istenmediğinden taraflarca sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescile yönelik davaları açmaları ve bundan sonra gerekiyorsa bedele yönelik talepleri değerlendirilmek kaydı ile davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının, 19.9.2001 tarihinde 946 nolu parseldeki 2000/61500 hisseyi davalıdan tapuda devir aldığı, 27.9.2001 tarihli Noter satış vaadi sözleşmesi ile de 946 nolu parseldeki 2. kat 17 ve 18 nolu dairelerin davacıya satışının vaad edildiği ve satış bedeli 4.000.000.000 TL.nın peşin ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacının 13.6.2003 tarihli ihtarına rağmen de dairelerin davacıya teslim edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Satış vadi sözleşmesi tam iki yanlı bir sözleşme olup, temerrüdün sonuçları ise BK.nun 106. maddesinde düzenlenmiştir. Davacı alıcı, davalı satıcının temerrüdü nedeni ile bu madde gereğince seçimlik haklardan birini kullanma yetkisine sahiptir. Davacı dava dilekçesinde, satış bedelinin ve uğradığı zararın tahsilini talep ettiğine göre, BK.nun 106 maddesi gereğince tanınan yetkisini sözleşmeden dönme yolunda kullandığının kabulü zorunludur. Yani davacının ödediği satış bedeli ve uğradığı zarar tutarını talep etmekle, aslında adına kayıtlı tapu kaydının davalıya iadesi ile sözleşmenin de feshini istediğinin kabulü, hakimin maddi vakıaları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulama görevinin bir gereğidir (HK 75.md).
Davacı satımın feshi ile birlikte borcun ifa edilmemesinden doğan zarar tutarını talep edebilir. Ancak taşınmaz tapusu davacı adına tescil edildiğine göre, davacı ancak anılan yasa maddesi uyarınca satılanı iade etmek kaydıyla sözleşmenin feshini ve ödediğinin istirdadını isteyebilir. Bu nedenle bedelini ödediği ancak teslim edilmeyen taşınmazın, tapu kaydının davalıya iadesi şartı ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeline talebe hakkı vardır. Mahkemece bu değer bilirkişi aracılığıyla tesbit ettirip taleple bağlı kalarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy